YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/28408
KARAR NO : 2014/20521
KARAR TARİHİ : 04.12.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme, yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık hakkında kamu malına zarar verme suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik incelemede;
Sanık hakkında mala zarar verme suçundan hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna, 6217 sayılı Kanunun 26. maddesiyle eklenen geçici 2. maddesi uyarınca, doğrudan verilen 3.000 TL ve altında kalan adli para cezalarının temyizinin mümkün olmaması karşısında, sanığın temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2- Sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve yaralama suçundan verilen hükme yönelik incelemede;
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeğe elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Sanığın polis memuru olan katılan … ile hükümet konağında karşılaştığı, ehliyetine el koyması ve iade edilmemesi sebebiyle katılana duyduğu kızgınlıkla tartışmaya başladığı ve katılanı basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı, vatandaşların taraflar arasına girerek ayırdıkları ve sanığı mahkeme koridoruna getirdikleri, İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne durumu ihbar ettikleri, şikayetçi …’un içinde bulunduğu bir grup polis memurunun olay yerine intikal ettiği, sanığı yapmış olduğu eylemden ötürü Emniyet Müdürlüğü’ne götürmek istedikleri, sanığın kamu görevlilerine hitaben “siz beni alamazsınız lan savcıyı çağırın savcı gelsin” diyerek bağırdığı, müdahale eden şikayetçi polis memuru …’u basit tıbbi müdahale ile yaraladığı, zor kullanılmak suretiyle polis memurları tarafından yakalandığı, polis memurlarınca etkisiz hale getirilerek Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü olayda, görevi yaptırmamak için direnme ve yaralama suçundan mahkumiyetine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın, suç tarihi itibariyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalıp azalmadığı konusunda Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi sağlık kurulundan ya da Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınarak sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken konunun uzmanı olmayan tek hekimin verdiği yetersiz rapora dayanılarak eksik incelemeyle hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.