YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/28419
KARAR NO : 2013/19234
KARAR TARİHİ : 05.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanığın üzerinde kendi fotoğrafının bulunduğu … ve … adına düzenlenen sahte sürücü belgeleri ile…, … ve … … plaka sayılı araçları, rent a car işi yapan işletmelerden kiraladığı, … plaka sayılı aracı tescil sahibi …’e ait kimlik bilgilerinin yer aldığı kendi resminin bulunduğu sürücü belgesi ile …’a satıp, noterde devir sözleşmesini … adıyla imzaladığı; … plaka sayılı aracı, sahte sürücü belgelerini kullanarak tescil sahibi …’in aracın satışı hususunda …’ı yetkilendirdiğine dair düzenlenen sahte vekaletname ile, kendisini … olarak tanıtıp …’ya satıp, noterde devir sözleşmesi yaptığı, … … plaka sayılı aracı da yine sahte sürücü belgelerini kullanarak tescil sahibi …’in aracın satışı hususunda … ‘ı yetkilendirdiğine dair sahte vekaletname ile, kendisini … olarak tanıtan, gerçek kimliği tespit edilemeyen şahıs ile birlikte hareket ederek…’e noterde devredilmesini sağladığı anlaşılmakla, kamu kurumunun maddi varlığı olan sahte sürücü belgeleri kullanarak nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın birden fazla sahte belgeyi ayrı suç kastı ile değişik tarihlerde farklı mağdurlara karşı kullanmak ve düzenlemek suretiyle, resmi belgede sahtecilik suçundan ayrı ayrı cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde bir kez mahkumiyetine karar verilmesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 05.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.