Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/29368 E. 2013/18781 K. 02.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/29368
KARAR NO : 2013/18781
KARAR TARİHİ : 02.12.2013

Hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na muhalefet, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarından şüpheliler …, …, …, …, …, …, … ve … haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 15/03/2013 tarihli ve 2012/10319 soruşturma, 2013/3751 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına yönelik müştekiler vekilleri tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin, mercii Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/04/2013 tarihli ve 2013/336 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 30/09/2013 gün ve 2013/14894/59862 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23/10/2013 gün ve 2013/335968 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve … bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, mercii kararında Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçu açısından da kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği belirtilip, özel soruşturma usulüne tabi olup soruşturma koşulu gerçekleşmeden kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda adı geçmesinin madden kesin hüküm oluşturmadığı belirtilmek suretiyle itirazın reddine karar verilmiş ise de, Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçu açısından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinin yeterli olduğu ve madden kesin hüküm oluşturduğu düşünüldüğünden, şüphelilerin vergi kaçırdıkları iddiasına ilişkin herhangi bir inceleme ya da soruşturma yapılmaksızın kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, ortada 5271 sayılı Kanun’a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 29.12.2011 gün ve 2011/Bşk-42-42 Esas-Karar sayılı kararında belirlendiği gibi 2797 Sayılı Yargıtay Kanununun 14. maddesinin 3.fıkrasının (a) bendinde; “Daireler arasında iş bölümünün belirlenmesinde dava açılan belgedeki nitelendirme esas alınır. Açıklama ile sevk maddelerinin uyumsuz olduğu durumlarda, açıklamaya itibar edilir,” (b) bendinde de; “Çeşitli suçlara ait davalarda . suçların en ağırını incelemeye yetkili olan daire görevlidir
Kanun yaranına bozma istemine dair tebliğname içeriğine göre, şüpheliler haklarında 213 Sayılı Vergi Usul Kanununa muhalefet suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen itirazın reddine ilişkin kararın bozma isteğine konu edildiğinin anlaşılması karşısında, Yargıtay Kanununun Değişik 14. maddesi gereğince incelemenin Yüksek (11.) Ceza Dairesinin görevi dahilinde olduğundan Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın ilgili daireye GÖNDERİLMESİNE, 02/12/2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.