YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/29375
KARAR NO : 2014/19869
KARAR TARİHİ : 26.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yaralamaya teşebbüs, kamu görevlisine hakaret, kamu malına zarar verme, tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye …, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur.İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun … şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, … ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin,onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Sanık …’in hakkında şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilen mağdur …’a hakaret eyleminin ardından, balkonda bulunan mağduru, yaralamak amacı ile bıçak fırlattığı, ancak mağdurun çekilmesi üzerine isabet etmediği, sanığın olay yerine gelen polis kuvvetlerince yakalanarak polis merkezine götürüldüğü, sanığın aşırı derecede alkollü olduğu, sağa sola saldırıda bulunduğu, etrafa zarar vermeye başlaması üzerine, polis merkezi grup amiri olan komiser yardımcısı müşteki …’nün sanığı sakinleştirmeye çalıştığı, sanığın, müşteki …’ye “komiser senin Allah’ını sinkaf ederim, seninle görüşeceğim, kendime zarar verip, sana bunun hesabını soracağım, zaten karnımdan ameliyatlıyım, karnımı kesip sen yaptın diyeceğim, sen kimsin ki beni nezarethaneye atıyorsun, Türkiye Cumhuriyeti’nde böyle kanun var mı?” dediği, bunun üzerine elleri kelepçelenerek nezarethaneye konduğu, sanığın nezarethane içerisinde nezarethane kapısına ve duvarlarına tekme ile vurmak sureti ile zarar verdiği, bu sırada diğer sanık …’in kardeşinin nezarethanede olduğunu görünce, polis merkezinde bulunan mağdur …’a “…’e bir şey olursa, bunu senin yanına bırakmayacağım, iki çocuğum var, seni bitiririm” diyerek tehditte bulunduğu olayda;
1-Sanık … hakkında mağdur …’a karşı bıçakla yaralamaya teşebbüs suçundan kurulan hükme yönelik incelemede;
Hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre karar tarihi itibariyle; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna, 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 26. maddesiyle eklenen geçici 2. maddesi uyarınca, doğrudan verilen 3.000 TL ve altında kalan adli para cezalarının temyizinin mümkün olmaması karşısında, sanığın temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2-Sanık … hakkında müşteki …’ye karşı kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçundan kurulan hükme yönelik incelemede
Olay tutanağı, tanık ifadeleri ve tüm dosya kapsamıdan Sanık …’in eyleminin müşteki …’ye karşı kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçundan kurulan hükümde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda gün adli para cezası sistemi kabul edilmesi nedeniyle adli para cezalarının gün olarak belirlenmesi gerektiği, gözetilmeden yıl olarak belirlenmesi sonuca etkili olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
3-Sanık … hakkında kamu malına zarar verme ve sanık … hakkında tehdit suçundan kurulan hükümlere yönelik incelemede,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanıklar hakkında sonuç ceza olarak adli para cezası tayin edilmesi nedeniyle mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; sanıklara ait hüküm fıkralarından mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına ilişkin paragrafların tamamen çıkartılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.