YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/29384
KARAR NO : 2013/20817
KARAR TARİHİ : 24.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlara yönelik incelemede,
5271 sayılı CMK’nın 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı Kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 sayılı CMK’nın 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran Cumhuriyet savcısının haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
2-Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlere yönelik incelemede,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız
çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda;
Sanık …’nin … Eğitim Kursu Müdürü, sanık …’ın Özel Eğitim Kursu fizyoterapisti, sanık …’in de kurs çalışanı olduğu, müşteki …’un kızı…’un sanıkların görevli olduğu… Özel Eğitim kursuna 27.08.2007 tarihinde kaydolup 10.10.2007 tarihinde fiilen 24.10.2007 tarihinde de kayden ayrıldığı halde sanıkların sonraki 2 aylık dönemle ilgili 30.10.2007 ve 31.10.2007 tarihli resmi belge niteliğindeki plan ve faturalar düzenleyerek İl Milli Eğitim Müdürlüğüne verip müştekinin çocuğu belirtilen dönemde de tedavi görmüş gibi 302,2 ve 302,4 TL’lik ücret alındığı belirtilerek sanıkların kamu kurumunu dolandırmak suçundan cezalandırılmaları istemiyle açılan kamu davasında:
Saliha…r’un adı geçen kursa devam ettiği dönem olan 2007 yılı Ağustos ve Eylül aylarına ilişkin olarak bu hasta adına sanıkların görevli olduğu kurs tarafından İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünden alınmış ücret bulunmaması, bilirkişi mütalaasında, dosya kapsamı ve bakanlık uygulamalarına göre adı geçen özel eğitim kurumunun Ağustos Eylül ve Ekim aylarını kapsayan üç aylık hakedişi olduğunu özel eğitim kurumunun ise Ekim ve Kasım aylarına yönelik belge düzenlediğini belirtip, bu kurumlar yeni oluşturulduğu için mevzuat tam olarak oturtulabilmiş değildir biçimindeki
görüşü karşısında, sanıkların eylemlerinde dolandırıcılık suçunun yasal unsurları oluşmadığından beraatlarına ilişkin kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 24.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.