Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/2945 E. 2014/14427 K. 10.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2945
KARAR NO : 2014/14427
KARAR TARİHİ : 10.09.2014

Tebliğname No : 11 – 2011/66335
MAHKEMESİ : İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 04/11/2010
NUMARASI : 2010/323 (E) ve 2010/377 (K)
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
O yer Cumhuriyet savcısı’nın temyiz isteminin sanık B.. M.. hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik olup diğer sanıklar N.. İ.. ve F.. M.. hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz istemi bulunmadığı anlaşılmakla, sanık B.. M.. hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmü ile sınırlı olarak yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nun 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır.Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanığın, bir dönem yanında çalışıp duygusal birliktelik yaşadığı temyiz dışı sanık Naci’nin kendisine ait evi satacağını söylemesi üzerine satın almak istediği, ancak önceki borçları nedeniyle kendi adına kredi kullanamaması üzerine annesi olan Feriha Binez’in temyiz dışı sanık Naci’ye ait işyerinde çalışmadığı halde 1.800 TL aylık ücret ile çalıştığına dair belge düzenleyip imzalayarak annesi adına bankadan 40.000 TL kredi almak suretiyle banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen olayda; sanığın borçları nedeniyle kendisine kredi verilmemesi üzerine annesi adına kredi çekip durum farkedilmeden kredi borcunu ödediklerine dair savunması karşısında, suç kastının tespitine yönelik maddi gerçeğin şüpheye yer bırakmayacak şekilde açığa çıkarılması bakımından, Küçükçekmece Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/21 esas sayılı dosyasının sonucunun beklenmesi ile suça konu kredi sözleşmesine ait dosya ile ödemeye ilişkin belge asıllarının getirtilerek borcun tamamen ne zaman ödendiği, bu tarihin soruşturmadan önce olup olmadığı hususunun tespitinden sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı’nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.09.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.