YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/30100
KARAR NO : 2014/19451
KARAR TARİHİ : 24.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli mala zarar verme
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Suçtan zarar gören ve şikayetçi olan müştekinin 5271 sayılı CMK’nın 237/2 ve 238. maddeleri uyarınca davaya katılmasına karar verilerek ve hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanığın, kardeşi olan katılana ait taşınmazda yer alan on altı adet ağacı kesmek suretiyle dikili ağaca zarar verme suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, ilk alınan rapora göre, kesilen ağaçların tamamının sanık …’in taşınmazında, ikinci alınan raporda ise, ağaçlardan on üç tanesinin sanık …’in taşınmazında, geriye kalan üç tanesinin ise, sınırın hemen dibinde katılana ait taşınmazda kaldığının belirlendiği, sanık …’in, söz konusu ağaçların bulunduğu taşınmazı, başkasından aldığını, taşınmazı alırken ağaçları da birlikte aldığını, kendisinin zannıyla hareket ederek ağaçları kestiğini, suç kastı olmadığını belirttiği, sanık …’nın da olayla ilgisinin bulunmadığını, ağaçların kesilip kesilmediği konusunda bilgisinin bile bulunmadığını belirttiği, somut olayda, sanık
… ile kardeşi katılan arasında ağaçların mülkiyetinin kime ait olduğu konusunda hukuki bir ihtilaf bulunduğu, ancak yapılan incelemeler sonucunda, üç adet ağacın birkaç cm. fark ile katılanın taşınmazında kaldığının belirlenmesine göre, sanık …’in suç kastıyla hareket etmediğinin kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle bu sanık açısından suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, sanık …’nın da, olayla ilgisinin olmadığı dikkate alınarak, mahkumiyete yeter kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır, müştekinin, yargılama sırasında dinlenilmesinin sonuca bir etkisinin olmayacağı ve toplanan delillerin hüküm kurmaya elverişli olduğu dikkate alınarak, tebliğnamadeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 24/11/2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ:
Sanık hakkında açılan davanın yapılan yargılaması sırasında: Kale Asliye Ceza Mahkemesinin 07.03.2013 tarihli kararıyla davanın kabulüne karar verildikten sonra, 07.03.2012 tarihli tensip kararında duruşmanın 25.04.2012 tarihinde yapılmasına, müştekinin adresine talimat yazılmasına, müşteki vekiline duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye gönderilmesine karar verilmiş, müşteki vekilinin adresine çıkartılan duruşma gününü bildirir davetiye 15.03.2012 tarihinde tebliğ edilmiş, Müştekinin ifadesinin alınması için Denizli Asliye Ceza Mahkemesine talimat yazılmıştır.
25.04.2012 tarihinde yapılan duruşmada müşteki ve vekili hazır bulunmamış, ara kararı ile “müştekinin ifadesinin alınması için yazılan talimatın esasa etkili olmayacağı gerekçesi ile talimatın dönüşünün beklenmesinden ve müştekinin dinlenmesinden vazgeçilerek” hüküm kurulmuştur. Kurulan hüküm şikâyetçi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davaya katılma usulünü düzenleyen 5271 sayılı CMK’nın ilgili maddelerine göre;
Madde 237 – (1) Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler.
(2) Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Ancak, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip karara bağlanır.
Madde 238 – (1) Katılma, kamu davasının açılmasından sonra mahkemeye dilekçe verilmesi veya katılma istemini içeren sözlü başvurunun duruşma tutanağına geçirilmesi suretiyle olur.
(2) Duruşma sırasında şikâyeti belirten ifade üzerine, suçtan zarar görenden davaya katılmak isteyip istemediği sorulur.
(3) Cumhuriyet savcısının, sanık ve varsa müdafiinin dinlenmesinden sonra davaya katılma isteminin uygun olup olmadığına karar verilir.
CMK’nın 237. maddesinin 2. fıkrasına göre, “Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Ancak, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip karara bağlanır.” Şeklindedir.
Şikâyetçi vekili duruşma gününü bildirir davetiye tebliğine rağmen 25.04.2012 tarihinde yapılan duruşmaya gelmediğini gibi katılma talebinde de bulunmadığından hükmü temyiz etmeye hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle temyiz talebinin reddine karar verilmelidir.
Açıklanan nedenlerle temyiz talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, şikâyetçi vekilinin davaya katılmasına karar verilerek hükmün onanmasına ilişkin Sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.