YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/30511
KARAR NO : 2013/20593
KARAR TARİHİ : 23.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, hakaret, tehdit, basit kasten yaralama
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
… hakkında, …’a karşı tehdit suçundan açılan kamu davası sonucunda herhangi bir karar verilmemiş ise de, dava zamanaşımı süresi içinde bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş
Olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır. Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır. Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dâhil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaret den bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı yada benzer olması aranmalıdır. Fail, sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte yada daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte, failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur. Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı
endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Katılan sanık …’nın katılan sanık …’un eniştesi ve katılan sanık …’un da kardeşi olduğu, olay tarihinden önce katılan sanık …’un kendisine tanımadığı şahıslarca katılan sanık … hakkında olumsuz sözler söylendiğini katılan sanık …’ya ilettiği, …’nın da bunu …’a söylemesi sebebiyle taraflar arasında husumet doğduğu, olay günü katılan sanık … ve çocukları olan katılan sanıklar … ile …’nun oturdukları binaya geldikleri sırada aynı binanın giriş katında oturan babasını ziyaret amacıyla gelmiş olan katılan sanık … Suna ve kızı katılan … ile karşılaştıkları, önceki husumetin verdiği etki ile … ve …’un yeniden tartışmaya başladıkları, tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine katılan sanıklar … ve kızı …’nun katılan sanık … ve katılan …’a saldırıp elleri ile vurmak suretiyle basit tıbbi müdahale giderilebilecek şekilde yaraladıkları, aynı zamanda katılan sanık …’un da kavga sırasında katılan sanık …’a vurmak suretiyle basit tıbbi müdahale giderilebilecek şekilde yaraladığı, bu sırada katılanın elinde bulunan diz üstü bilgisayarın yere düştüğü, olay yerinde bulunan katılan sanık …’nun kavga eden annesi ve diğer kişileri ayırmak amacıyla çaba sarfedip ayrılmalarını sağladığı, tarafların ayrılmasından sonra katılan sanık …, … ve …’nun evlerine çıktıkları, olayın polise bildirilmesi üzerine polislerin ve aynı zamanda olayı haber alan katılan sanıklar … ile …’un da binanın önüne geldikleri, soruşturma yapmak isteyen polis memurlarının katılan sanıkları aşağıya çağırması üzerine binanın dışına çıkan katılan sanık …, … ve … ile diğer katılan sanıklar arasında yeniden kavga çıktığı, böylece …’un; … ve …’ye karşı basit kasten yaralama, …’e karşı hakaret, …’nun; … ve …’ye karşı basit kasten yaralama, katılan …’ye karşı mala zarar verme, …’nun; … ve …’ye karşı basit kasten yaralama ve …’ya karşı tehdit suçundan, …’un; …’e karşı basit kasten yaralama, …’un; …, Gülendam ve Mehmet …’ye karşı hakaret, …’nın; …, Gülendam ve Mehmet …’ye karşı tehdit suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1- … hakkında; … ve …’a yönelik basit kasten yaralama suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı Kanun’un 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından aynı Kanun’un 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran kişilerin haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
2- … hakkında; … ve …’ye karşı ve sanık … hakkında; …’a karşı basit kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, basit kasten yaralama suçlarının işlendiğinin sabit olması karşısında, verilen mahkumiyet kararlarında, bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
3- Sanık …’nun; … ve …’ya yönelik basit kasten yaralama suçundan beraatine, sanık …’nun, …’ye yönelik mala zarar verme suçundan beraatine, Sanık …’un; …’e yönelik hakaret suçundan beraatine, sanık …’un; …, … ve …’ya karşı hakaret suçundan beraatine, sanık …’nın …, … ve …’ya karşı tehdit suçundan beraatine ilişkin kararlara yönelik temyiz incelemesinde:
Sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, basit kasten yaralama suçunun sanık … tarafından işlendiğinin sabit olması karşısında verilen mahkumiyet kararında, sanık …’in, hakaret suçunu işlediğine ve …’nın da, tehdit ve basit kasten suçlarını işlediğine dair mahkumiyetlerine yeter kesin ve inandırıcı delil bulunmaması karşısında verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre katılanın ve katılan sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1136 sayılı Kanun’un 168. ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanık ve katılan lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanın ve katılan sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün ilgili kısımlarına “…, … ve …’nun kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 1.000 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak …, … ve …’ya verilmesine”, “…’nın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 1.000 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak …’ya verilmesine” , “…’un kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 1.000 TL vekalet ücretinin …’dan alınarak …’a verilmesine” fıkralarının eklenmesi suretiyle 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.