Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/30739 E. 2015/1565 K. 29.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/30739
KARAR NO : 2015/1565
KARAR TARİHİ : 29.01.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, tehdit
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını,kendisinin veya yakınının hayatına,vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin,onun iç huzurunu bozmaya,onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi,verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Kulpak Köyü muhtarı olan katılan …’ın, 23.07.2010 tarihinde sanıklar … ve …’e ait koyunların köylünün tarlasına girip zarar vermeleri nedeniyle 30.07.2010 tarihinde toplam 700 TL para cezası kestiği, bu nedenle sanıklar ..’un sinirlenerek … Köyünde bulunan katılana ait tarlaya küçükbaş hayvanlarını sokarak burada ekili bulunan kabaklara zarar verdikleri, akabinde katılanın bu durumu konuşmak için sanık …’un evine gittiğinde burada bulunan sanık …’in katılana hitaben “sen bizden 700 TL ceza aldın da, bu kabağın yayılacağını bilmiyormuydun, daha bununla da kalmayacak ekinlerinizi de yakacağız“ dediği, bu şekilde sanıklar….’un mala zarar verme, sanık …’ın da basit tehdit suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanıklar … ve … hakkında mala zarar verme suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanıkların atılı suçu işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş ve sanıklara ait cep telefonlarının 13.08.2010 tarihinde hangi baz istasyonundan hizmet aldığının tespit edilmesinin sonuca etkili olmayacağının anlaşılması karşısında, bu hususta bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında basit tehdit suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Katılanın aşamalarda değişmeyen ifadesinde, sanığın kendisini tehdit ettiğini belirtmesi, bu hususun tanık … beyanlarınca doğrulanması karşısında, eylemin sübuta erdiği ve sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.01.2015 tarihinde oy birliği ile karar verildi.