YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/32187
KARAR NO : 2014/1107
KARAR TARİHİ : 27.01.2014
Tebliğname No : 15 – 2011/257104
MAHKEMESİ : Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 06/04/2011
NUMARASI : 2009/284 (E) ve 2011/70 (K)
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs, resmi belgede sahtecilik
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda, Adıgüzel İstek isimli kişinin sanığa kuru kayısı satıp karşılığında suça konu 30/03/2009 keşide tarihli, keşidecisinin katılan … Gıda Limited Şirketi olduğu, 22.000 TL bedelli çeki aldığı, sanığın, müşteri çeki diyerek ciro yapmadan bu çeki kullandığı, Adıgüzel’in, çeki takasa vermesi üzerine çalıntı olduğunun ortaya çıktığı, yapılan araştırmada, katılan şirketin boş çeklerinin 15/11/2008 tarihinde çalındığının belirlendiği, alınan bilirkişi raporuna göre, çekteki yazı ve imzaların katılan şirket yetkilisi ile sanığa ait olmadığının belirlendiği, böylece sanığın sahte olarak düzenlediği ya da düzenlettirdiği çeki kullanmak suretiyle nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
Sanığın, suça konu çeki, sattığı kuru kayısılar karşılığında H. K.. isimli kişiden aldığını söylemesine rağmen, bu kişinin açık kimlik bilgileri ve adresi konusunda bilgisi olmadığını belirttiği, yapılan araştırmada, böyle bir kişinin var olduğunun da tespit edilemediği, ayrıca, sanığın, H. K.. isimli kişi ile arasındaki ticari ilişkiyi ispatlayacak herhangi bir irsaliye, fatura veya başka bir belge sunamadığı, çekin miktarının fazlalığı, daha önce aynı sanıkla ticaret yaptığı ve sanığın sürekli olarak ticaretle uğraşan bir kişi olduğu da dikkate alınarak, mal verdiği kişinin kimlik bilgileri hakkında bilgi sahibi olmaması ve bu konuda herhangi bir fatura düzenlememesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, ayrıca, her ne kadar çekteki imza ve yazıların sanığa ait olmadığı tespit edilmiş ise de, sanık tarafından boş olarak elde edilen suça konu çekin, başkasına düzenlettirilmiş olmasının her zaman mümkün olduğu, sanığın, müşteri çeki olarak kullanırken de, ciro yapmayarak sorumluluktan kurtulmaya çalıştığı, sahteciliğin ortaya çıkmasından sonra, çeki verdiği kişiye hemen ödeme yapmasının, tek başına suçun oluşumunu etkilemeyeceği, netice olarak, çekin kullanılmasıyla menfaat temin etmeye çalışan kişinin sanık olduğu dikkate alınarak, sanığın 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f ve 204/1. maddeleri kapsamında mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.