Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/33204 E. 2014/2705 K. 17.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/33204
KARAR NO : 2014/2705
KARAR TARİHİ : 17.02.2014

Tebliğname No : KYB – 2013/387788

Güveni kötüye kullanma suçundan şüpheli M.. K.. hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 05/07/2013 tarihli ve 2013/2216 soruşturma, 2013/2571 esas, 2013/1337 sayılı iddianamenin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174. maddesine uygun bulunmadığından bahisle iadesine dair Düzce 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 15/07/2013 tarihli ve 2013/461 sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile iddianamenin iadesi kararının kaldırılmasına ilişkin mercii Düzce 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/07/2013 tarihli ve 2013/189 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 04.12.2013 gün ve 2013/18308/73765 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.12.2013 gün ve 2013/387788 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 02/02/2012 tarihli ve 2011/27923 esas, 2012/2008 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, “Yeni Türk Ceza Adalet Sistemi’nde benimsenen, “Kişilerin Lekelenmeme Hakkı” ile “Eksiksiz soruşturma ve Tek Celsede Duruşma” prensipleri uyarınca, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcılarının mâkul sürede bütün delilleri toplamaları, sadece mahkûmiyetle sonuçlanacağını değerlendirdikleri hususları dava konusu yapmaları, beraatle sonuçlanacağını değerlendirdikleri eylemleri dava konusu yapmamaları, yâni bir nev’i filtre görevi yapmaları gerekir. Bu prensiplerin hayata geçirilebilmesi için mevzuatımızda ilk defa, 5271 sayılı Kanun’un 160/2. maddesi hükmü ile; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcılarına şüphelinin lehine olan delilleri (de) toplama ve şüphelinin haklarını koruma yükümlülüğü getirilmiş, ayrıca; 170 ve 174. madde hükümleri ile de, iddianamenin iadesi kurumuna yer verilmiştir. Soruşturma evresi uzun sürebilir. Ancak, kovuşturma evresinin yeni bir delil toplanmasına gerek kalmadan ve bir iki celsede yargılamanın bitirilmesi hedeflenmiştir. Anılan Kanun’un 174. maddesinin 1. fıkrasının b) bendi hükmüne göre de “Suçun sübutuna etki edeceği muhakkak olan bir delil toplanmadan” hazırlanan iddianamenin iade edilmesi gerekir. Kaçak veya gaiplik halleri ve benzeri istisnai durumlarda şüpheli ya da sanığın ifadesi alınmadan da dava açılabilirse de; kural olarak “şüphelinin ifadesi” toplanması gereken en önemli delillerden birisi olarak kabul edilmektedir.” Bu itibarla somut olayda; şüpheli M.. K..’ın, müsnet suça ilişkin olarak savunmasının tespit edilmeden iddianame tanzim edilmesi karşısında, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden; Düzce 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 22/07/2013 tarih ve 2013/189 D. İş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince, BOZULMASINA, bozma nedenine göre müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine 17/02/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.