Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/33257 E. 2015/20845 K. 18.02.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/33257
KARAR NO : 2015/20845
KARAR TARİHİ : 18.02.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme, nitelikli mala zarar verme, suçluyu kayırma, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme”suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup;bu suçta,kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla,cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için,öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç Kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle,kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Isparta iline yüklü miktarda uyuşturucu madde getirileceği ihbarı üzerine bu konuda çalışma yapıldığı, emniyet ekipleri tarafından Isparta ilinin giriş bölgelerinde önlem alınarak sanık …’in kullandığı … plaka sayılı araca durması için ikazda bulunulduğu, sanığın kaçması nedeniyle takibe geçildiği, aracın Gölbaşı Beldesinde bir çıkmaz sokakta durduğu, sanık …’in yakalanarak ekip otosuna götürüleceği esnada araca binmemek için araç direklerinden tuttuğu ve bağırarak köy halkından yardım istediği, sanık …’e biber gazı kullanılarak ekip aracına bindirildikten sonra sanık … ve temyiz dışı sanık …’ın olay yerine geldikleri, bu esnada köy halkının polis memurlarına ve ekip araçlarına taş ve sopalarla saldırdıkları, şikayetçi polis memurlarının bu esnada yaralandıkları, arbededen yaralanan sanık … ile temyiz dışı sanık …’ın, sanık …’i ekip aracından çıkarak kaçırdıkları, bu esnada …’in katılan polis memuru …’ı, sanık …’in ise, şikayetçi polis memuru …’yi taşla basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte yaraladıkları, sanık …’in bir eve saklandığının farkedilmesi üzerine ekiplerin olay yerine gittikleri, bu esnada …’in yanında iki gram esrar maddesi bulunduğu, bu suretle sanıkların görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme suçlarını işledikleri, sanık …’in ayrıca suçluyu kayırma ve kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1- Sanık … hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan kurulan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine yönelik temyiz incelemesinde,
5237 sayılı TCK’nın 191/9. maddesinde; “bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171’inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231’inci maddesi hükümleri uygulanır.” düzenlemesi bulunduğu, 5271 sayılı CMK’nın 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 sayılı CMK’nın 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran sanığın haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
2- Sanıklar … ve … hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan, sanık … hakkında suçluyu kayırma ve nitelikli mala zarar verme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde,
Sanık beyanları, şikayetçi ifadeleri, tutanaklar ve tüm dosya kapsamına göre, sanıkların mahkumiyetine yönelik kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık …’in, kendisinin kaçmasını engellemek isteyen katılan polis memuru …’ı taş kullanarak yaralaması nedeniyle hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan verilen cezada 5237 sayılı TCK’nın 265/4. maddesi gereğince artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3- Sanık … hakkında nitelikli mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde,
Sanığın üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, yakalandığında ekip aracına binmemek için aracın direklerinden tutması üzerine biber gazı ile etkisiz hale getirildiği ve olay yerinden diğer sanıklar tarafından kaçırıldığı, olay tutanaklarında ya da şikayetçi ifadelerinde sanığın ekip araçlarına zarar verdiğine dair iddia bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı kamu malına zarar verme suçundan mahkumiyetine yeterli somut delil bulunmaması nedeniyle beraati yerine, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.