YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3437
KARAR NO : 2014/19927
KARAR TARİHİ : 27.11.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen,Kamu kurum ve kuruluşlarının,kamu meslek kuruluşlarının,siyasî parti,vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi,basılı evraklarının, çkıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanığın, 2007 yılı eylül ayı içinde katılan ile tanışarak SSK müfettişi olduğunu söylediği, bunun üzerine katılanın da isteğe bağlı emekli olduğunu ve 535 TL emekli maaşı aldığını belirttiği, sanığın da “ nasıl olur yanlışlık olmuş sana eksik ödeme yapılıyor, bu işin peşini bırakma, maaşın yükselir “ diyerek cep telefonu numarasını katılana verip yanından ayrılarak gittiği, bir müddet sonra katılanın sanığı aradığında SSK merkezine gidip müracaatta bulunmasını istediği, katılanın bu işin nasıl yapılacağını bilmediğini beyan ederek sanıktan yardım istediği, sanığın da katılanın teklifini kabul ederek buluşma teklifinde bulunduğu, akabinde katılan ile sanığın birlikte SSK merkezine gittikleri, burada sanığın bir dilekçe yazarak içeriye girip müracaatta bulunduğunu söylediği ve masraf adı altında katılandan 650 TL para aldığı, daha sonra sanığın değişik tarihlerde katılanı arayarak işini takip ettiğini belirtip masraf adı altında para göndermesini istediği, katılanın da farklı tarihlerde toplam 5850 TL parayı havale yoluyla sanığa gönderdiği, yine bu süreçte sanığın Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından düzenlenmiş gibi sahte tahakkuk müzekkeresi ve verile emri gibi bir takım belgeleri tanzim ederek güven telkin etmek amacıyla katılana verdiği, bu şekilde sanığın hileli hareketlerle haksiz menfaat temin ederek üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık savunması, katılan ifadesi, banka dekontları, SSK Başkanlığına ait yazı içerikleri ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 43/1 maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünü birden fazla ihlal ederek , değişik zamanlarda birden fazla kez menfaat temin etmiş olması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesi hususu aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 27.11.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.