Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/3486 E. 2014/19782 K. 26.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3486
KARAR NO : 2014/19782
KARAR TARİHİ : 26.11.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın evlenmek istediğini söylemesi üzerine, sanık …’ın sanık … ile anlaştığı ve …’ın birlikte yaşadığı sanık … ile katılanı tanıştırmaya karar verdikleri, sanıklar ve katılanın çay bahçesinde buluştukları, sanık …’ın katılandan 3.500 TL para ve iki bilezik istediği, katılanın 3.500 TL parayı çıkarıp sanık … ‘a verdiği, bir süre sonra katılanın oğlu olan tanık …’un tarafların yanına geldiği ve sanıklardan nüfus cüzdanlarını istediği, sanıkların yanlarında kimlik belgesi bulunmadığını söyleyerek lavaboya gitme bahanesiyle masadan kalkıp uzaklaştıkları, ancak tanık …’un emniyet ekibine haber vermesi üzerine sanıklar … ile …’un yakalandıkları, bu suretle sanıkların dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1-Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
Sanığın yokluğunda verilen 12/10/2010 tarihli kararın sanığın müdafisinin yüzüne karşı okunmasına rağmen, sanık müdafi tarafından
Temyiz edilmediği anlaşılmakla, sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı 25/08/2011 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanıklar … ile … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde;
Sanık ifadeleri, katılan ve tanık beyanları, olay tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre, sanıkların üzerlerine atılı dolandırıcılık suçundan mahkumiyetlerine yönelik kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık … ‘un, katılandan 3.500 TL parayı alıp, diğer sanıklarla paylaşacak kadar zaman geçtikten sonra yakalandığı anlaşılmakla, suça konu menfaatin sanığın hakimiyet alanına girdiği ve tamamlanmış suçtan ceza verilmesi gerektiği gözetilmeden, teşebbüs hükümleri uygulanmak suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık … ve sanık … müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
2-5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve sanık … müdafinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; sanık …’ın mahkumiyetine ilişkin hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “300 gün”, “250 gün” ve “5000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” , “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi, sanık … ‘un mahkumiyetine ilişkin hüküm fıkrasından adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “90 gün”, “45 gün”, “37 gün” ve “740 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” , “2 gün”, “1 gün” ve “20 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi, ve hüküm fıkralarından, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.