Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/3492 E. 2013/8718 K. 13.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3492
KARAR NO : 2013/8718
KARAR TARİHİ : 13.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1412 sayılı CMUK’un 305. maddesinin birinci bendinin Anayasa Mahkemesi’nin 23.7.2009 gün 2006/65 esas 2009/114 sayılı kararı ile iptal edilmesi, bu kararın da Resmi Gazete’de yayımlandığı 07/10/2009 tarihinden itibaren bir yıl sonra yürürlüğe girmesi, kanunun yürürlüğe girdiği 07/10/2010 tarihi ile 6217 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği 14/04/2011 tarihleri arasında verilen bütün kararların temyize tabi olması karşısında, 14/10/2010 tarihinde verilen kararın kesin olmadığı ve temyize tabi olduğu dikkate alınarak ve bu nedenle tebliğnamedeki red düşüncesine iştirak edilmeyerek yapılan incelemede,
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını,kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi,verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Sanıkla katılan arasında alacak verecek meselesi nedeniyle ihtilaf olduğu, katılanın borcuna karşılık sanığa senet verdiği, bu senedin de vadesinde ödenmediği, bunun üzerine sanığın, katılanın yerinde olmadığı bir sırada işyerine giderek, içerdeki eşyaları dağıttığı, dış cama vurarak camı kardığı, katılanın gıyabında tanıkların huzurunda, katılana karşı ”arabamda silah var, öğleden sonra gelip onu vuracağım” diye tehditte bulunarak olay yerinden uzaklaştığı, böylece sanığın mala zarar verme ve tehdit suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda, suçların sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 14/06/2011 tarih ve 2011/1-24 Esas, 2011/124 Karar sayılı kararına göre, failin haksız bir fiilin yarattığı hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında hareket ederek bir suç işlenmesinde haksız tahrik olduğu, bu durumda failin suç işleme yönünde önceden bir karar vermeksizin, dışarıdan gelen etkinin ruhsal yapısında yarattığı karışıklığın sonucu olarak suç işlemeye yöneldiği, somut olayda, katılanın borcunu ödememesi eyleminin TCK’nın 29. maddesi anlamında haksız tahrik ve şiddetli bir elem olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca, suç işleme kararıyla işyerine gelerek ilk haksız hareketi başlatan kişinin de sanık olduğu dikkate alınarak bu hususta bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 13/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.