YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3521
KARAR NO : 2014/19566
KARAR TARİHİ : 24.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yokluğunda verilen hükmün, 17.03.2011 tarihinde adresine tebliğ edilmiş olmasına rağmen, anılan tarihte cezaevinde olduğunun anlaşılması nedeniyle 26.04.2011 tarihli tebligat üzerine yapılan temyiz talebinin süresinde olduğu belirlenerek yapılan temyiz incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılan …’ın gazeteye cep telefon numarasını da yazarak ilan vermek suretiyle …Gıda Sanayisindeki fırınını devren satılığa çıkardığı, olay günü önceden tanımadığı sanık …’ün yanında şoförü olduğunu söylediği temyiz dışı … ile birlikte işyerine giderek fırına … olduğu, önce 50.000 TL’ye anlaştıkları, ancak sanık …’nün kaparo olarak 100,00 TL vermek istediği, katılanın kabul etmemesi üzerine sanık …’nün fırını almaktan vazgeçtiği, sanığın çarşıya gideceklerini söylemesi üzerine katılanın “Ben de kira parasını yatıracağım, beni de çarşıya bırakın” dediği, sanığın katılanı aracı ile çarşıya bıraktığı, katılanın postaneye giderek dükkân sahibi …’ün adına 550,00 TL kirayı yatırdığı, sanık …’nün 20 dakika kadar sonra katılanı cep telefonundan arayarak “Ben dükkân sahibinin babasıyım, kirayı göndereceğim adama ver” dediği, katılanın kirayı postaneye yatırdığını söylediğinde ise “Postaneden al, göndereceğim adama ver” dediği, bunun üzerine katılanın postaneye giderek parayı geri istediği, ancak görevlilerin parayı veremeyeceklerini söyledikleri, bunun üzerine sanığın “Sen göndereceğim adama parayı bul ver, 2-3 ay kira almayayım” dediği, katılanın bunun üzerine kaynı olan …’ya gidip durumu anlattığı ve onun çevreden bulduğu 500 TL’yi de alarak birlikte postanenin önüne gittikleri, sanığın gönderdiği kimliği tespit edilemeyen şahsın katılanın yanına giderek “… sen misin” dediği, katılanın kendisi olduğunu söylemesi üzerine “Dükkan sahibin arıyor” diyerek cep telefonunu uzattığı, sanığın telefonda katılana “Gelen adama parayı ver” dediği, katılanın bunun üzerine şahsa 500,00-TL’yi dükkanın kira parası olarak verdiği, şahsın parayı alarak uzaklaştığı, katılanın daha sonra durumdan şüphelenerek dükkan sahibinin oğlu … Örs’ü telefonla arayarak olayı anlattığında … Örs’ün “Böyle bir şey yok, sen dolandırılmışsın” deyince katılanın karakola giderek şikayetçi olduğu anlaşıldığından, sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun düzenlendiği TCK’nın 157. maddesinde hapis cezası yanında adli para cezasına hükmedileceğinin belirtilmiş olmasına rağmen, adli para cezasına karar verilmemiş olması ve tekerrüre esas mahkûmiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 24.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.