Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/3559 E. 2014/19701 K. 25.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3559
KARAR NO : 2014/19701
KARAR TARİHİ : 25.11.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık müdafiinin, 09/12/2011 tarihli hükme karşı 23/11/2012 tarihinde eski hale getirme ve temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK’nın 311. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme talebi ile birlikte temyiz isteminde bulunulmuş olması halinde bu talebi inceleme merciinin Yargıtay’ın ilgili dairesi olması karşısında, Küçükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin temyiz talebinin ve infazın durdurulması talebinin reddine ilişkin 28/11/2012 tarihli ek kararı kaldırılmak suretiyle yapılan incelemede; sanığın yokluğunda verilen 09/12/2011 tarihli mahkumiyet hükmünün, mahkemeye bildirdiği bilinen en son adresine tebliğ edilememesi üzerine, adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresine 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21/2. maddesi uyarınca 14/03/2012 tarihinde tebliğ edilmiş ise de ; bu adresin UYAP kayıtlarında görünen mernis adresinden farklı olması nedeniyle tebliğ işleminin usulsüz olduğu anlaşılmakla, sanık müdafiinin eski hale getirme isteminin yerinde, temyiz talebinin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilmiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, kendisine ait olup ruhsat sahibi bir başkası olan 1997 model Hyundaı marka 34 KUH 23 plakalı kamyoneti 9.000 TL bedel karşılığında katılan …’e haricen sattığı ve aracı katılana teslim ettiği, katılanın bedelin 5.810 TL’lik kısmını peşin olarak verdiği, kalan kısmı da daha sonra ödemek üzere anlaştıkları, yaklaşık 10 gün kadar sonra sanığın, aracın satış işlemlerini noterden yaptıracağını belirterek katılandan aracı ve araç alım satım yetkisi içeren vekaletnameyi aldığı, sonrasında aracı katılanın bilgisi dışında ve noter satış sözleşmesi ile 27/12/2006 tarihinde tanık …’ya satıp devrini verdiği, böylece katılanla aralarındaki harici alım satım sözleşmesine aykırı davranmak suretiyle ve yine katılan tarafından araç bedeline mahsuben ödenen parayı da katılana iade etmeyerek haksız menfaat temin ettiği anlaşılmakla; sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabul ve uygulamada bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 25/11/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.