Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/3560 E. 2014/19699 K. 25.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3560
KARAR NO : 2014/19699
KARAR TARİHİ : 25.11.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, katılan … un çalıştığı işyerine gidip geldiği sırada katılanla tanıştığı, katılana İçişleri Bakanlığı’ndan emekli müsteşar olduğunu beyan ederek, kendisini Salihli ilçe merkezinde faaliyet göstermekte olan özel bir hastanede ya da huzurevinde işe yerleştirebileceğini söylediği, bu hususta katılandan bazı evraklar istediği, katılanın da sanığa inanarak istenen belgeleri hazırladığı, sanığın daha sonra katılanın babası olan şikayetçi … ile de tanıştığı ve şikayetçi …’ya, Bağkur’dan emekli olabilmesi için gerekli işlemleri yapacağını ve emekli olmasını sağlayacağını vaat ettiği, katılan ve şikayetçide güven telkin etmek için yanlarında Ankara’dan birisi ile görüşüyormuş gibi telefon konuşmaları yaptığı, daha sonra bazı belgeleri temin etmek için katılan ve şikayetçi ile birlikte Uşak ili Eşme ilçesine gittikleri, buradan dönüşte katılandan 85 TL, şikayetçiden ise diğer 1.750 TL para
aldığı, paraları alan sanığın daha sonra katılan ve şikayetçinin telefonlarına cevap vermeyerek ortadan kaybolduğu anlaşılmakla; sanığın eylemlerinin, katılan ve şikayetçiye yönelik olarak ayrı ayrı dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş; suç tarihi itibariyle, adli sicil kaydında kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkumiyeti bulunmayan sanık hakkında, suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda ulaşılan kanaat sonucu hapis cezalarının ertelenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “60 tam gün”, “50 tam gün” ve “1.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak, yerlerine sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25/11/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.