Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/3576 E. 2014/19705 K. 25.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3576
KARAR NO : 2014/19705
KARAR TARİHİ : 25.11.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hükmün, sanığın yokluğunda verilmiş olmasına rağmen, hüküm fıkrasında yüzüne karşı karar verildiğinin belirtildiği ve kararın kesinleştirilerek infaza verildiği, sanığın şifai başvurusu üzerine 14/07/2011 tarihli ek kararla, hükmün sanığın gıyabında verildiğinin anlaşılması nedeniyle, infazın durdurularak evrakların geri istenmesine karar verildiği anlaşılmakla; temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda; sanığın, …. parselde bulunan ve eşi … adına tapuda kayıtlı olan 304.35 m2 yüzölçümlü yeri katılana 24.000 TL’ye satmak hususunda katılanla anlaştığı, söz konusu taşınmazı katılana göstererek, tapu fotokopisini de verdiği, anlaşma gereği tapu müdürlüğüne gittiklerinde ise, daha önce gösterdiği taşınmaz yerine, yine eşi …adına kayıtlı olup aynı mahallede bulunan, 5746 ada, 3 parselde kayıtlı olan ve yeşil alan olarak görüldüğünden değeri daha düşük olan arsanın devrini yaptığı, katılanın daha sonra evine gittiğinde önceden verilen tapu fotokopisi ile aldığı tapuyu karşılaştırdığında durumu fark ettiği anlaşılmakla; sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabul ve uygulamada bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 25/11/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.