YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3623
KARAR NO : 2014/19439
KARAR TARİHİ : 24.11.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Hamile olan ve olay günü doğum sancısı başlayan sanık …’ın, akrabası sanık …’in sağlık karnesini alarak… Eğitim Vakfı … Devlet Hastanesinde gittiği ve hastane girişinde doğumunun gerçekleştirildiği, buna ilişkin tedavi masrafının katılan kurum tarafından karşılandığı ve bu şekilde sanıkların, fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek katılan kurumu zarara uğrattıklarının iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanıkların savunmalarına, katılan kurum vekilinin beyanlarına, tanıkların anlatımlarına, hastane raporlarına ve tüm dosya kapsamına göre; hamile olduğu ve olay günü doğum sancısının başlayan sanık …’ın, diğer sanık …’in sağlık karnesini alarak, hastane girişinde doğum sancısının ilerlemesi nedeniyle doğumun meydana geldiği sabit olduğu; bu durumda bir kişiyi ve doğmak üzere olan bebeği muhakkak bir tehlikeden kurtarma zorunluluğunun bulunduğunun anlaşılması karşısında; hayati önemi haiz nitelikte bir tehlikeden korunmak, bu nedenle ameliyatını gerçekleştirmek amacıyla, başkasına ait sağlık karnesinin kullanılması ve kullanılmasına rıza gösterilmesi şeklinde gerçekleştirildiği sabit görülen eylemlerin, 5237 sayılı TCK’nın 25/2.maddesinde tanımlanan zorunluluk hali kapsamında kaldığının anlaşılması karşısında; sanıklar haklarında verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 24.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.