Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/3625 E. 2014/19446 K. 24.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3625
KARAR NO : 2014/19446
KARAR TARİHİ : 24.11.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının,kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi,basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Kendisine ait dükkanını satmak isteyen katılan ile irtibata geçen sanığın, söz konusu dükkanı, 77.000 TL’ye sözde satın alma hususunda katılan ile anlaştıktan sonra kendisinin Kıbrıs’ta dükkanı olduğunu, yakın zamanda sattığını, satıştan elde ettiği paranın Denizli’deki banka hesabına geleceğine dair yalan söylediği, bu duruma inanan katılanın, dükkanın satışına ilişkin resmi satış işlemlerini Denizli Tapu Sicil Müdürlüğünde yerine getirerek söz konusu dükkanını sanığa devrettiği, sanığın, vaktin geç olduğunu, bankaların bu saatte parayı vermeyeceğini bahane edip, ertesi gün parayı kendisine vereceğini belirttiği, ayrıca katılanın kendisine güven duymasını sağlamak amacıyla, 50.000 TL değerinde olan; ancak içeriğinde yanlış adres belirttiği bir senet düzenleyerek katılana verdiği, bu şekilde katılanı ikinci defa aldattıktan sonra yanından ayrılan ve bir daha katılan ile iletişim kurmayarak haksız menfaat temin eden sanığın üzerine atılı olan nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanığın savunmalarına, katılanın beyanlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin kamu kurumunun aracı kılınması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 24.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.