Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/3648 E. 2014/19663 K. 25.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3648
KARAR NO : 2014/19663
KARAR TARİHİ : 25.11.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Müştekinin evlenmek istediği ve bu durumdan çevresine bahsettiği, sonrasında temyiz dışı sanık …’nin suç tarihinden bir kaç gün önce, daha önceden tanımadığı müştekiyi telefonla aradığı, ismini … olarak söylediği, tanışmak istediğini belirttiği, müştekinin bu öneriyi kabul etmesi üzerine temyiz dışı sanık … ve sanıklar …ve …’nin beraber Uşak ilinden Sarayköy ilçesine geldikleri, müştekinin …’ye yanındakilerin kim olduğunu sorması üzerine, …’nin biri gelinimiz diğeri damadımız dediği, sanık …’in kendisini … olarak tanıttığı, … ile müştekinin evlenme konusunda anlaştıkları, …’nin müştekinden hediye almasını istediği olay günü bu amaçla kuyumcuya gittikleri, müştekinin 1610 TL karşılığında bir bilezik, bir yüzük ve bir çift küpe aldığı ve bunları …’ye verdiği, buradan tekrar müştekinin evine gittikleri, önce sanıklar …’in evden ayrıldıkları, …’nin bir süre evde kaldığı, müştekinin banyoya girdiği sırada sanık …’nin de fırsattan istifade ederek evden ayrıldığı, müştekinin daha sonradan sanıklara ulaşamadığı, sanıkların bu şekilde üzerlerine atılı suçu işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanık, müşteki ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre atılı suçun sanıklar tarafından işlendiği anlaşılmakla haklarında verilen mahkumiyet kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanıklara fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “120 gün”, “100 gün” ve “2.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün”, “80 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.