YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3706
KARAR NO : 2014/19728
KARAR TARİHİ : 26.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Şikayetçinin ilçedeki bir camide imam olarak görev yaptığı, sanıkların şikayetçinin görev yaptığı camiye geldikleri, şikayetçiye sanık …’un kendisini … olarak tanıtıp şikayetçinin görev yaptığı camiye Kiler isimli şirketten iki adet klima getirip takacaklarını beyan ettiği, şikayetçinin buna inanarak sanık … ile birlikte camiye giderek klimaların takılacağı yerleri tespit ettikleri, daha sonra birlikte aracın yanına geldikleri, araçta bekleyen diğer sanık …’ı şirket müdürü olarak tanıttığı, daha sonra gelip klimaları bırakacaklarını ve servisin gelip klimaları takacağını, ancak Kiler isimli şirketten klima alan camilere kampanya dahilinde sadece KDV tutarını ödedikleri taktirde dizüstü bilgisayar hediye edeceklerini belirterek şikayetçiden bilgisayar isteyip istemediğini sordukları, şikayetçinin de bilgisayarı istediğini ancak o miktar kadar parası olmadığını, klimalar gelince parayı vereceğini söylemesi üzerine, sanıkların müştekiyi inandırarak ancak KDV tutarını peşin aldıkları taktirde kampanyadan yararlanabileceğini belirterek kandırdıkları ve birlikte araca binerek şikayetçinin evine gittikleri, şikayetçinin evden almış olduğu 360 TL tutarındaki parayı sanıklara vererek dizüstü bilgisayar almak istediğini belirttiği, sanıkların parayı alarak iki gün sonra klima ve bilgisayarı getireceklerini beyan ederek araçla ayrıldıkları, ayrılırken şikayetçiye kendilerine ulaşması amacıyla cep telefonu numaraları verdikleri, ancak aradan iki gün geçmesine rağmen klima ve bilgisayar gelmeyince şikayetçinin sanıkları aradığı, hatların başka kişilere ait olması üzerine kandırıldığını anlayarak şikayetçi olduğu, sanıkların bu eylemleriyle dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda; sanıklar savunması, şikayetçi ve tanık beyanı, fotoğraf teşhis tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, atılı suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların sair temyiz itirazlarının reddine; ancak,
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.