YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3776
KARAR NO : 2014/14791
KARAR TARİHİ : 16.09.2014
Tebliğname No : 11 – 2011/80447
MAHKEMESİ : Dazkırı Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 23/06/2010
NUMARASI : 2009/108 (E) ve 2010/122 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, asker arkadaşı olan katılan M.. G..’i telefonla arayarak teyzesinin eski evini temizlerken bir küp altın bulduğunu, küpü açarken gözlerinin tozdan kör olduğunu ve hastanede yattığını, teyzesinin bulduğu altınları kimseye güvenemediğinden satamadığını söyleyerek, katılanın memleketinde satıp satamayacağını sorduğu, katılanın da sanıkla görüşmek üzere Dazkırı ilçesi belediye terminalinin bulunduğu yere gittiği, sanığın yanında iki şahıs daha getirdiği ve bunlardan birini teyzesinin oğlu Süleyman olarak tanıttığı, daha sonra katılana gerçek bir altını numune olarak verdiği, katılanın da numune altını memleketine götürerek gerçek altın olduğunu öğrendikten sonra durumu eniştesi olan diğer katılan A.. Ö..’a anlattığı, katılanların diğer altınları satın almak amacıyla Dazkırı ilçesine gittikleri, burada sanık ve Süleyman olarak tanıtılan şahıs ile buluştukları, sanığın içinde altın olduğunu beyan ettiği çantanın da bu şahsın elinde olduğu, sanık ile katılanların, paranın ve içerisinde altınların bulunduğu çantanın aynı anda karşılıklı olarak verileceği yönünde anlaştıkları, katılanlardan M.. G..’in, Süleyman olarak tanıtılan şahıstan çantayı aldığı sırada, 20.000 TL parayı da sanık Ferdi’ye teslim ettiği, çanta ve paraların teslim edilmesi üzerine sanık ve yanındaki şahsın zıt yönlere kaçmaya başladıkları, katılanların sanığı ve diğer şahsı kovaladıkları ancak yakalayamadıkları şeklinde gerçekleşen somut olayda; katılanların birbirleriyle uyumlu ve aşamalarda değişiklik göstermeyen savunmaları, sanık ve yanında bulunup açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen şahıs tarafından, katılanlara içinde altın bulunduğu beyan edilerek verilen çanta ve içerisindeki üzeri küflenmiş bir adet baklalı demir zincir, açık mavi renkli bir el havlusu ve lacivert renkli bir adet kazağın olay yerinde ele geçirilmiş olması karşısında; sanığın, asker arkadaşı olması nedeniyle güven sağladığı katılan Mahmut’u hileli hareketlerle aldatarak haksız menfaat temin etmesi şeklindeki eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, atılı suçtan mahkumiyeti yerine yazılı gerekçelerle beraatına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16/09/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.