YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3818
KARAR NO : 2014/20492
KARAR TARİHİ : 04.12.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Müşteki …’in asker arkadaşı olan sanığın, müştekinin ikamet ettiği …ilçesine gittiği, burada müştekiye arkadaşlarında 1,5 – 2 kg ağırlığında Osmanlı altını olduğunu belirterek bunları birlikte satın alma teklifinde bulunduğu, akabinde müştekide güven tesis etmek amacıyla yanında götürdüğü birkaç altın sikkeyi müştekiye göstererek söz konusu altın sikkeleri satın almaları için 12000 TL para hazırlamasını söylediği, müştekinin de bu teklifi kabul ederek suça konu altınları almak için sanık ve yanında olan açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilemeyen … ve … isimli şahıslarla buluştuğu, daha sonra temin ettiği 12000 TL parayı sanık …’a verdiği, sanığın ise müştekiyi bir apartman önünde bekleterek altın sikkeleri alıp getireceğini söyleyip girdiği apartmanın diğer kapısından çıkarak izini kaybettirdiği, bu şekilde sanığın hileli hareketlerle haksız menfaat temin ederek üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık savunması, müşteki ifadesi ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Müştekinin suça konu parayı sanığa verdiğini, ancak sanığın parayı aldıktan sonra bir binaya girerek izini kaybettirdiğini söylemesi, bu kapsamda sanığın haksız menfaati elde ettiğinin anlaşılması karşısında, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edilerek eksik cezaya hükmedilmesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Adli emanetin 2007/219 sırasında kayıtlı bulunan ve Gölcük Cumhuriyet Başsavcılığınca ruhsatsız silah taşıma suçu ile ilgili olarak sanık hakkında yapılan soruşturma dosyasına ait olan bir adet tabanca ve şarjörün temyiz incelemesine konu dosya ile ilgisi bulunmadığı halde müsaderesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasındaki müsadere ile ilgili bölümden bir adet tabanca ve bir adet şarjörün zoralımına ilişkin kısmın çıkartılarak sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.12.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.