YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3891
KARAR NO : 2014/20426
KARAR TARİHİ : 04.12.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Sanık …’in, kayden sahibi yeğeni olan …’ya ait… plakalı (üzerinde rehin olan) aracı, satış yetkisini havi … Noterliğince 02/07/2007 tarihinde düzenlenmiş vekaletnamesine de dayanarak … Oto Pazarında satışa arzetmesi, katılanın araca talip olması ve 05/08/2007 tarihli protokol çerçevesinde alım-satım hususunda anlaşmaya varmalarını müteakip katılanın sanığa 2.000 Avro vermesi, sanığın “…rehni kaldırıp, devri vereceğim …’ya gidelim…” demesi üzerine katılanın yanında oğlu Uğur ve arkadaşı … olduğu halde …’ya gidip orada sanıkla tekrar bir araya geldiklerinde sanığın “…banka rehnini kaldıracağım…biz …’la gidelim, siz de aracı bakım için servise yeğenimle götürün…” diyerek 5.500 Avro parayı alması sonrası sanığın bir şekilde katılanın oğlu …’dan uzaklaşması ve servis bakımına girdiği bildirilen aracın da katılan ve tanığın bilgisi dışında servisten çıkarılması, satışı yapmayarak haksız yarar sağlaması eylemenin “dolandırıcılık” suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında aşağıdaki bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53.maddesinin 1.fıkrasının (c) bendindeki, sanığın kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin haklardan koşullu salıverilme tarihine, anılan fıkrada sayılan diğer haklardan ise cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasının 4. paragrafının çıkartılarak yerine “sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53/3. Maddesi uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin haklardan koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına”, paragrafı yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.