YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3892
KARAR NO : 2014/20451
KARAR TARİHİ : 04.12.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen,Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının,siyasî parti,vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hâl kabul edilmiştir.Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi,bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının,ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir.Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Kayden maliki katılan … olan bağımsız bölümün, oğlu-katılan (senetlerde alacaklı görünen)…’ın aracılığı ile satışa çıkarılması üzerine daireyi almaya talip olan İstiklal V.D. mükellefi … İnşaat ünvanlı firmanın sahibi-sanık …’ın (fikir ve eylem birliği içinde hareket eden diğer sanıklarla birlikte) şikayetçilerle 165.000 TL’ye sözlü anlaşmaya varıp, katılanlara elden-nakit 61.000 TL peşinat verdikten sonra kalan 104.000 TL’lik miktar için ise kendisi ve firmasının borçlu, Liman V.D. mükellefi ……Ltd ticari ünvanlı şirketle yasal bir bağı olduğu hususunda dosyada bilgi-belgeye rastlanmayan (anılan şirket kaşesi kullanılıp, imzalayan) sanık …’ın ise kefil olduğu 30.07.2008, 30.08.2008, 30.09.2008 ve 30.10.2008 vade tarihli, 26.000 TL bedelli dört ayrı senetler ile vade tarihi bulunmayan 104.000 TL bedelli senedi katılan Kâzım namına (düzenleme tarihleri olmaksızın) düzenleyip vermelerini müteakip, dairenin devrinin Mersin-Yenişehir Tapu Müdürlüğünde 25.06.2008 tarihinde sanık …’la ticari ilişkisi olduğu belirtilen sanık … adına gerçekleştirilmesi, onun da 14.07.2008 tarihinde sanık …’e 135.000 TL (gerçek-fiili) bedel karşılığı satış yaparak haksız yarar sağlamaları eylemlerinin “nitelikli (TCK 158/1-d) dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
I) “Nitelikli dolandırıcılık” suçundan sanık … hakkında verilen “beraat” hükmüne yönelen katılanlar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
II) “Nitelikli dolandırıcılık” suçundan sanıklar …, …, … haklarında verilen “mahkumiyet” hükümlerine yönelen sanık … müdafii ile sanıklar … ve …’ın temyiz istemlerinin incelenmesine gelince;
Dosya kapsamı itibariyle; İstiklal V.D mükellefi … İnşaat ünvanını haiz sanık …’ın, suça konu dairenin resmi işlemle satışı için verildiği hususunda tartışma olmayan katılan …’ın alacakla gözüktüğü 30.07.2008, 30.08.2008, 30.09.2008 ve 30.10.2008 vade tarihli (düzenleme tarihleri olmayan) ve ayrıca vade tarihi olmayan bonoları borçlu sıfatı ile sanık …’ın ise kefil sıfatı ile verip, katılan …’ya ait daireyi 25.06.2008 tarihinde sanık … adına resmi işlemle devralmaları şeklinde kabul olunan eylemlerinde “hile” unsuru oluşturacak somut sûbut delili bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki uyuşmazlık kapsamında kaldığı nazara alınarak “beraatlerine” karar verilmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ve sanıklar… ile …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.