YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3901
KARAR NO : 2013/4759
KARAR TARİHİ : 14.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
7201 sayılı Tebligat Kanununun 10.maddesine 11/01/2011 tarih ve 6099 S.K./3.maddesi ile eklenen “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmüne göre sanığın yokluğunda verilen kararın dosyada bilinen son adresine yapılan tebligatın adres bırakmadan taşındığından dolayı tebliğ edilememesi üzerine, nüfus müdürlüğünden sanığın yerleşim yeri adresinin tebligat yapıldığı tarihte neresi olduğunun tespiti ile bilinen son adresten farklı bir adres olduğu anlaşıldığı taktirde tebligatın bu adrese çıkarılması gerekeceği, somut olayda sanığın 25.04.2011 tarihli sorgusunda bildirdiği ve dosyadaki bilinen en son adresi olan “Harmantepe Mahallesi, No:17, Aşağıkızılca Kemalpaşa/İzmir” adresine gerekçeli kararın hiç tebliğe çıkarılmayıp sanığın bu adres dışındaki adresine tebligatların çıkarıldığı, ilk tebligatın iade edildiği, 14/12/2011 tarihinde sanığın mernis adresine yapılan tebliğden dolayı gerekçeli kararın kesinleştirildiği, ancak sanığın nüfus kaydına göre bu adresteki gibi bir mernis adresinin de bulunmadığı gibi, sanığın sorgusunda bildirdiği en son adresine tebligat çıkartılmaması nedeni ile 14/12/2011 tarihinde mernis adresine yapılan tebligatın usulsüz olması nedeni ile 26/04/2012 tarihli ek kararın yok hükmünde olduğu kabul edilerek yapılan temyiz incelemesinde;
Suç tarihinin gerekçeli kararda 19.07.2005 olarak yazılması, sanık hakkında 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK arasında lehe aleyhe değerlendirilme yapılması nedeniyle eylemin suç tarihinin 01/06/2005 tarihinden önce olduğunun kabul edildiği,yine katılana ait suça konu aracın, İzmir 16. Noterliğinin 24/05/2005 tarihli ve 15651 sayılı kati satış senedi sözleşmesine göre satıldığı anlaşıldığından suç tarihinin 24/05/2005 tarihi olduğu kabul edilerek bu hususun mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
24.05.2005 olan suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’un 102/4 ve 104/2.maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’un 223/8.maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 14.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.