YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3976
KARAR NO : 2014/20295
KARAR TARİHİ : 03.12.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi,failin kendisine verilen malı,veriliş gayesinin dışında,zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi,değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın, katılana ait … Pazarlama Ltd. Şirketinde satış temsilcisi olarak çalıştığı, bu kapsamda sanığın … ili genelinde bayiilere sipariş edilen malların teslimi ve bedellerinin tahsili konusunda yetkili olduğu ancak yapılan denetimde sanığın bayiilere sattığı ürünlerin bedelini peşin almasına rağmen, vadeli satış yapılmış gibi şirkete bildirerek, bedelleri kendi uhdesinde tuttuğunun belirlendiği, bu suretle sanığın zincirleme nitelikte hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık ikrarı, sanık tarafından borcun kabul edildiğine dair düzenlenen belge, adli emanette bulunan bayiilerin borçları bulunmadığına dair tutulan tutanaklar, katılan beyanı, tanık ifadesi ve tüm dosya kapsamına göre sanığın mahkumiyetine yönelik kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Ceza ölçü biriminin Türk Ceza Kanunun 61/6. maddesi hükmünde düzenlendiği; buna göre, “Hapis cezasının süresinin, gün, ay ve yıl olarak belirleneceği, bir gün 24 saat, bir ay 30 gün olduğu, yıl hesabının da resmi takvime göre hesap edileceğinin” belirtildiği, mahkeme tarafından alt hadden uzaklaşılarak sanığa 2 yıl hapis cezası verildikten sonra, TCK’nın 43/1. maddesi gereğince 1/4 oranında arttırım yapılmak suretiyle 2 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedildiği, bu cezadan da TCK’nın 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak belirlenecek cezanın 1 yıl 13 ay olarak belirlenmesi yerine, sanığın 5 gün aleyhine olacak şekilde 2 yıl 1 ay olarak belirlenmesi,
2- 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, hapis cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “2 yıl 1 ay” hapis cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, “1 yıl 13 ay “ hapis cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle ve ayrıca hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.