YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4278
KARAR NO : 2014/20925
KARAR TARİHİ : 10.12.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, Özel belgede sahtecilik, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanık …’ın müşteki …’ın yetkilisi olduğu şirkette 7-8 ay kadar satış elemanı olarak çalıştığı, 09/07/2009 tarihinde işten çıkartıldığı, hemen ardından işyerinde yapılan kontrollerde, sanık …’ın görevde olduğu dönemde müşterilerden tahsil ettiği paraları şirkete vermemek ve düzenlediği özel belge niteliğindeki sahte senetler ile iş yerinden mal çıkışı yapmak suretiyle şirketi 9.570,07 TL zarara uğrattığı, işten çıkartılmasına kızarak yanında diğer sanık … olduğu halde mülkiyeti müşteki ….’ın temsilciliğini yapmış olduğu firmaya ait … ve … plaka sayılı araçların lastiklerini bıçakla kesmek suretiyle zarar verdikleri olayda, sanıkların savunması, bilirkişi raporları olay tespit tutunağı ve ve tüm dosya kapsamına göre, sanık …’ın eylemlerinin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik ve mala zarar verme suçlarını,diğer sanık …’ın eyleminin mala zarar verme suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1-Sanık … hakkında mala zarar verme ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarından kurulan hükümlere yönelik incelemede,
Sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma eylemini zincirleme biçimde gerçekleştirdiği halde hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43/1 maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik incelemede,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş,sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan,hüküm fıkrasından, 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” cümlesi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3-Sanık … hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik incelemede,
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 50/1-f maddesinin uygulanması için, sanığın gönüllü olması şartının bulunduğu gözetilmeden, sanığa bu tedbiri kabul edip etmediği sorulmadan, cezasının kamuya yararlı işte çalıştırılması tedbirine çevrilmesi,
Kabule göre de;
Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımları düzenleyen 5237 sayılı TCK’nın 50/1-f maddesine göre, sanık hakkında belirlenen kısa süreli hapis cezasının “kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına” çevrilmesine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, infazı kısıtlar biçimde hangi işkolunda çalıştırılacağına da karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.