Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/4299 E. 2014/21080 K. 11.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4299
KARAR NO : 2014/21080
KARAR TARİHİ : 11.12.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, Kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir. Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka,48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek
kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır. Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
… Limited Şirketinin kurucusu ve gerçek sahibi olan sanık …’nın bu şirketi 05.07.2000 tarihinde kağıt üzerinde sanık … ve …’ya devrettiği, ancak şirketin fiilen sahibi olmaya ve şirketi idare etmeye devam ettiği, kağıt üzerindeki devirlerin sadece şirket nedeniyle doğacak mali ve cezai sorumlulukları bu işten anlamayan diğer kişilere yıkmaya dönük bulunduğu, o kişilerinde aralarındaki yakınlık ve bilgisizlik sebebiyle sanık …’in isteklerini yerine getirdikleri, bu çerçevede sanık …’in isteği üzerine …’nın şirket hisselerini, …Noterliğinin 26.7.2006 tarih ve 19265 sayılı hisse devir sözleşmesiyle şirkette işçi olarak çalışan sanık … ‘e devrettiği, bu devir işleminin de sanık …’in bir başka suçu işlemek için yaptığı hazırlık hareketi olduğu, zira o tarih itibariyle şirketin içinin tamamen boşaltılmış olduğu, sanık …’in İ…Limited Şirketi adına Akbank … Şubesinden kredi kullanmak üzere düzenlenen genel taahhütnamelere şirket işçileri olan …, … ve … isimli kişilere imza attırdığı, ancak bu belgelerin mücerret kredi üst limit sözleşmeleri olduğu, 14.08.2006 tarihli genel taahhütnamede şirket kredi limitinin 450.000 TL’ye çıkartıldığı, ancak bankanın bu genel taahhütnameler dışında verdiği her bir krediyle ilgili olarak teminatlar aldığı, bu kapsamda sanık …’in 27.09.2006 tarihinde… adına 49000 TL tutarında kredi kullandığı, bu kediye teminat olarak tanık …’nın evine ipotek koydurduğu fazlaya ilişkin kısım içinde … adına sahte olarak tanzim edilmiş 5000 TL meblağlı senedi verdiği, bu şekilde sanık …’nın nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik, sanıklar …, … ve …’in de nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanık … müdafinin temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanık müdafinin yüzüne karşı tefhim olunan 20.12.2010 tarihli beraat hükmüne yönelik, sanık müdafinin yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 13.01.2011 tarihli temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
2-Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından, sanıklar …, … ve … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik katılan vekili tarafından yapılan temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanıkların üzerlerine atılı suçları işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 11.12.2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.