Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/4300 E. 2014/20617 K. 08.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4300
KARAR NO : 2014/20617
KARAR TARİHİ : 08.12.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
23.11.2010 olan karar tarihinin gerekçeli karar başlığında 01.10.2010 olarak hatalı yazılmış ise de, bu hususun mahallinde düzeltilebilmesi mümkün götülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu’nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın, faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanık …’ın eşi olan tanık … ile diğer sanık …’ın, …Limited Şirketi’nin ortağı oldukları, sanık …’ın ayrıca şirketin kağıt üzerindeki yetkilisi olduğu, ancak şirketi fiilen sanık …’ın idare ettiği,… Tekstil şirketiyle mağdur … arasında genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeyi sanık …’ın asıl borçlu tanık …’nin de kefil olarak imzaladıkları, şirket adına 24.08.2006 tarihinde 30.000 TL’lik kredi kullanıldığı, banka dekontuna göre parayı tanık …’nin bizzat aldığı, bu kredi sözleşmesine teminat olarak borçlusu şikayetçi … , alacaklısı … Tekstil Şirketi olan 30.05.2006 keşide, 19.11.2006 ödeme tarihli 3.250 TL bedelli senet verdikleri, kredi borcunun ödenmemesi üzerine şikayetçi…aleyhine banka tarafından icra takibi başlatıldığı, senet borçlusu şikayetçi …’in imzanın kendisine ait olmadığını iddia ettiği, alınan bilirkişi raporuna göre de senetteki yazı ve imzaların şikayetçiye ait olmadığının belirtildiği, şikayetçi…’in, sanık …’ın yetkilisi olduğu başka bir şirket olan …Teknoloji isimli firmadan bilgisayar malzemeleri aldığı ve düzenlenen faturanın altına da imza attığı, bu firmada çalışan tanık …’nun da şikayetçi …’in imzasını taklit ederek suça konu senedi doldurup düzenlediği, bilirkişi raporunun da bu hususu doğruladığı, … Tekstil şirketinin fiilen yetkilisi olan sanık … ile kağıt üzerindeki yetkilisi olan sanık …’ın bu sahte belgeyi alarak kullandıkları kredi karşılığında bankaya verdikleri ve bu şekilde nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işledikleri iddia ve kabul olunan somut olayda;
1-Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık …’ın, yüzüne karşı verilen 23.11.2010 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik yasal süresi geçtikten sonra yaptığı 01.12.2010 tarihli temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
3-Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine ancak ;
Simge Tekstil Şirketiyle mağdur banka şubesi arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi uyarınca sanıkların, 24.08.2006 tarihinde 30.000 TL’lik kredi kullanıp karşılığında da 30.05.2006 keşide, 19.11.2006 ödeme tarihli 3.250 TL’lik senet vermeleri ve ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/03/1998 tarih ve 6/ 8-69 E. K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, önceden doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde, zarar veya borç kandırıcı nitelikte davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmaması karşısında ; suça konu kredinin özellikleri araştırılarak sahte senedin krediye teminat olarak önceden doğmuş borç karşılığında verilip verilmediği tespit edildikten sonra sonucuna göre nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşup oluşamayacağı tartışılarak karar verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.