YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4302
KARAR NO : 2013/17533
KARAR TARİHİ : 13.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Müşteki kurumun katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören sıfatı bulunduğundan CMK’nın 260/1 maddesi gereğince kanun yollarına başvurma hakkı bulunduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış Belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.
Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Batmanda bulunan … Eczanesi’nin mülk sahibi olan sanık … ile eczanenin ruhsat sahibi ve sorumlu müdürü olan sanık …’ün eczaneyi birlikte işlettikleri, olay tarihinde yapılan aramada eczanenin deposunda 140 adet değişik isimdeki vatandaşlara ait sağlık karnesi ile sanık …’in kardeşi olan ve olay günü itibarıyla Diyarbakır Devlet Hastanesinde görevli bulunan doktor …’e ait 1 adet kaşe ve toplam değeri 9.490,24 TL olan 1204 adet kesilmiş ilaç küpürü bulunduğu, ele geçirilen sağlık karnelerinin sahipleri olan tanıklardan birçoğunun karnelerinde yazılı olan ilaçların kendileri tarafından kullanılmadığını ve satın alınmadığını, bir kısmının karnelerini eczacının ısrarı nedeniyle eczaneye bırakmak durumunda kaldıklarını beyan ettikleri, sanıkların sağlık karnelerinin ve kesilmiş ilaç küpürlerinin eczanelerinde bulunmasını izah edemedikleri, bir kısım vatandaşların ilaç alma prosedürlerini bilmiyor olmalarından yararlanarak onları bir şekilde ikna edip sağlık karnelerini alıp kullanarak sahte reçeteler düzenleyip bunların bedelini Sosyal Güvenlik Kurumundan tahsil etmek suretiyle kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda ;
Eczanede sağlık karneleri bulunan tanıklardan …’in eczaneye bıraktığı sağlık karnesinin daha sonra eczane çalışanları tarafından kaybolduğunun söylendiği halde sonraki tarihlerde ilaç yazıldığının ve bedelinin tahsil edildiğinin Teftiş Raporunda belirtilmesi ile tanıklar …, …, …, …, … , …, …’ın reçetede kaşesi bulunan doktora muayene olmadıkları, reçetede yazan ilaçları almadıklarına dair beyanları, yine 07.03.2006 tarihinde Diyarbakır Çınar İlçe Jandarma Komutanlığı görevlilerce yapılan yol kontrolü sırasında sanığın işlettiği … Eczanesinde kalfa olarak çalışan tanık …’in içinde bulunduğu aracın bagajında küpürleri kesilmiş çok miktarda ilaç bulunması nedeniyle hakkında Batman Cumhuriyet Savcılığınca 2006/1037 sayılı dosyası üzerinden soruşturma yürütüldüğünün anlaşılması ile Teftiş Kurulu Raporunda eczanede bulunan ilaç küpürlerinin reçete karşılığının bulunmadığı ve kime ait olduğunun anlaşılamadığının belirtildiği, aynı raporda işlemlerin yürütülmesi prosedürü ile ilgili olarak da eczacının ilaç almak üzere sağlık karnesi ile birlikte gelen sigortalının kimlik tespitini yapıp doktorun yazmış olduğu reçetenin üst nüshasını dip koçanından koparıp sigortalıya teslim edeceği ilaçların fiyat küpürünü ilacın kutusundan kestikten sonra bunu reçetenin arkasına raptedip sigortalının açık adresi ile adı soyadıni yazarak hak sahibi ya da sigortalıya imza ettirdikten sonra ilaçlarla birlikte verip göndermesi gerektiği, bu aşamadan sonra karşılanan reçete ile ilgili bilgilerin sisteme girilmesi için artık sağlık karnesine gerek olmayıp tüm bilgilerin koparılan reçete üst nüshasında bulunduğunun belirtilmesi karşısında maddi gerçeğin şüpheye yer bırakmayacak şekilde açığa çıkarılması bakımından, söz konusu reçete küpürleri ile tanık …’de ele geçirildiği iddia olunan küpürü kesilmiş ilaçların karşılaştırılması bakımından 2006/1037 sayılı soruşturma dosyası getirtilip incelenerek emanete alınan küpürlerin tanıkta ele geçirilen ilaçlara ait olduğunun tespiti halinde dava açılmiş ise birleştirme hususunun değerlendirilmesi, suça konu küpürlerin kesildiği ilaçların yazıldığı reçeteler tespit edilip teşhis ve tedavi ile uyumlu olup olmadıkları ile söz konusu reçetelerde imza ve kaşesi bulunan doktorlar hakkında sahtecilik suçundan soruşturma yürütülüp yürütülmediği hususlarının araştırılması, dava açılmış ise denetime imkan verecek şekilde dosyanın onaylı suretinin getirtilerek bu dosyaya konulması, incelemeye esas reçetelerin arkasında imza bulunup bulunmadığı var ise bu imzaların tanıklara ait olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yapılmasından sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.