YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4313
KARAR NO : 2013/8489
KARAR TARİHİ : 07.05.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık, Özel Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Katılan …’in temyiz isteminin incelenmesinde;
Katılanın yüzüne karşı tefhim olunan 10/07/2012 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, katılanın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 25/09/2012 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 317.maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik suçlarından verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın katılanların üvey annesi olduğu, katılanların babası sanığın da eşi olan … …in hastalığı sırasında, baskı ve hile ile gerçekte İstanbul Bahçekapı Akbank şubesinde bulunup, … …, …, …,… ve … adına ortak hesapta bulunan paraları, önce katılanların imzalarının taklit edilmesi suretiyle, sahte olarak düzenlenen talimat mektubunu düzenleyip, bunu bankaya verip, tüm paraların … …in hesabına geçmesini sağlayıp, … …den almış olduğu yeni bir talimatla paranın kendi hesabına aktarılmasını sağlayıp, özel sahte belge kullanıp, bankayı da aracı kılmak suretiyle hem nitelikli dolandırıcılık, hem de sahtecilik suçunu işlediği iddia olunan olayda; sanığın suçlamaları kabul etmemesi, aldırılan bilirkişi raporlarında katılanlar adına verilen talimat mektuplarındaki imzaların sanık tarafından atıldığını gösterir bir tespite ulaşılamaması, sanığın hesabına aktarılan paraların murisin sahteliği tartışılmayan ve iddia edilmeyen faxla yapılan ve telefonla teyit edilen talimatı ile gerçekleştirilmesi, tüm bu aşamalara sanığın iştirak ettiğine dair delile ulaşılamaması, murisin talimatı ile sanığınn hesabına para aktarılmasının sanık aleyhine bir şüpheye yol açtığı açık ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 31/03/2009 tarih ve 2008/6-256 Esas ve 2009/79 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “şüpheden sanık yararlanır” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olan olaylar ve iddiaların, sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı, ceza mahkumiyetinin, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanarak ve diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispatın, hiçbir kuşku ve başka bir türlü oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olması gerektiği, yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına geleceği dikkate alınarak; dava konusu olayda bu şüphenin giderilemediği, katılanın soyut iddiasından başka mahkumiyete yeter kesin ve inandırıcı delil bulunmaması dikkate alınarak 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de;
Sanığın hesabına aktarılan toplam para olan 1.801.928,51 TL’den katılanların payına düşen miktarın 12/32 olduğundan suç konusu miktarın 675722 TL olarak hesaplanması gerekirken, 337.861.00 TL olarak hesaplanarak buna göre eksik adli para cezası tayini,
Bozmayı gerektirmiş, Katılan …, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.