YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4337
KARAR NO : 2014/20900
KARAR TARİHİ : 10.12.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan İlişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Hakkında beraat kararı verilen sanık …’ın asker arkadaşı olan katılanı telefonla arayarak bir arkadaşında altın bulunduğunu, bunları …da bozdurmak istediğini söyleyerek katılanın kendisine yardımcı olmasını istediği, aradan birkaç gün geçtikten sonra katılanın İstanbul’dan …’ye gelerek kendisinin birkaç gün önce arandığı, telefonu araması üzerine, kimliği tespit edilemeyen … isimli kişi ile kendisini… olarak tanıtan sanık …’in …Otogarı’na gelerek katılanla görüştükleri,…isimli kişinin müştekiye 50 TL karşılığında bir adet gerçek Reşat lira numune vererek altının gerçek olması halinde ellerinde bulunan 762 adet altını 20.000 TL karşılığında satmak üzere anlaştıkları, katılanın altının gerçek olup olmadığını anlamak için İstanbul’a gidip sarraflara gösterdiğinde gerçek olduğunu öğrenmesi üzerine ertesi gün sanıklarla görüşmek üzere yanına 20.000 TL alarak Salihli’ye geldiği, anlaştıkları üzere sanık …’in sırt çantası içindeki 762 adet sahte altını katılana verdikleri, katılanın çantayı açıp sahte altınları görünce sahteliğini anlamayarak parayı teslim ettiği ancak sonradan altınların sahte olduğunun anlaşıldığı olayda, sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabesizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” cümlesi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.