YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4395
KARAR NO : 2014/20894
KARAR TARİHİ : 10.12.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
Sanığın, katılanlar ve müşteki ile soruşturma dosyasında bulunan 20.03.2008 tarihli sözleşme ile… ili … ilçesi,… mevkiinde kömür ocağı işletmeciliği hususunda ortaklık sözleşmesi imzalayarak, kömürün çıkartılması, üretilmesi ve pazarlanması için … Ticaret A.Ş. ünvanlı şirket kurdukları, şirketin bir kaç ay çalıştıktan sonra şirket ortakları arasında anlaşmazlık çıkması üzerine, % 25 pay ile şirkret ortağı sanık …’ ın katılanlar … ve … tarafından temin edilen şirkete ait elektrikli trafo, iki adet kömür vagonu, vagon rayı ile havalı komproser tabancası ile şirkete ait telsiz telefonu diğer şirket ortaklarının rızası ve bilgisi dışında kamyona yükleyerek götürüp sattığı iddia edilen olayda;
Sanığın suça konu şeyleri işçi ücretlerini ödemek için sattığını belirtmiş olduğu halde, bu hususta her hangi bir belge yada tanık göstermemiş olması, 06.03.2008 tarihli ortaklar kurulu kararı ve noter belgesinde sanığın diğer ortak … ilemüşterek imzalarıyla şirket müdürlüğüne seçilmiş olmaları karşısında; sanığın eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı TCK’nın 155/2 maddesinde hürriyeti bağlayıcı ceza yanında adli para cezasıda öngörlmüş olduğu gözetilmeyerek sanık hakkında eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 10.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.