YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4542
KARAR NO : 2014/20818
KARAR TARİHİ : 09.12.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanık … ile katılanın ortaklık yaptıkları, ticari ilişki yaşadıkları, bu süreçte sanık …’in
sanık …’nin kefaleti ile bankalardan aldığı krediyi ödeyemeyince, sanık …’nin kredi borçlarını kapattığı, karşılığında da sanık …’den, sanık …’in bizzat katılan …’un imzasını attığı, katılanı kefil olarak gösterdiği, suça konu senedi aldığı ödeme gerçekleşmeyince sanık … tarafından suça konu senedin Burdur İcra Müdürlüğünün 2009/3067 esas sayılı takip dosyasında sanık … ve katılan mağdur … aleyhinde takibe konulduğu, ancak katılan mağdur … hakkında düzenlenen ödeme emrini içeren tebligatın adres bilinmediğinden mağdura tebliğ edilemeden döndüğü, bu aşamada haricen aleyhinde senet düzenlenerek icra takibi yapıldığını öğrenen katılan tarafından şikayet dilekçesi verildiği somut olayda;
1-Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararının temyiz incelemesinde;
Atılı suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizilik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararının temyiz incelemesinde;
Sanığın …’ye olan borcu nedeniyle suça konu senette katılanın onayı olmaksızın kefil olarak gösterdiği ve katılan yerine imza attığı, senede ilişkin borcunu ödememesi üzerine …’nin suça konu senedi kullanarak katılan aleyhine icra takibi başlatması şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden sanığın mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 09.12.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.