Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/4571 E. 2014/21032 K. 11.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4571
KARAR NO : 2014/21032
KARAR TARİHİ : 11.12.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık ile açık kimlik bilgileri tespit edilemediği için evrakı tefrik edilen … isimli bir şahsın dolandırıcılık yapma hususunda aralarında anlaştıkları, bu çerçevede sanık …’in kendisini … olarak tanıtarak katılan tarafından satışa sunulan daire ve iş yerini satın almak için müşteri olduğu, akabinde bu konuda konuşmak için katılanla buluştuğu, yaptıkları görüşme esnasında da katılana, Almanya da mücevher dükkanı bulunduğu, orada yabancı düşmanlığı olduğunu, bu nedenle Türkiye’de yerleşmek istediğini, ikinci evliliğini …’de yaptığı için burada yatırım yapmak istediğini, ayrıca 40- 50 dönüm civarında arsaya ihtiyacı olduğunu söylediği, katılanın da … isimli bir arkadaşını arayarak 50 dönüm civarındaki arazi konusunda pazarlık yaptığı ve ertesi günü buluşmak üzere sanık …’in yanından ayrıldığı, 18.3.2008 tarihinde katılanın görev yaptığı camide öğle namazını kıldırdıktan sonra camiden çıkacağı esnada sanıkla birlikte hareket eden …’in katılanın yanına gelerek Unicef tarafından görevlendirildiğini, kendisinin profesör olduğunu, …’ye konferans vermeye geldiğini, Osmanlı hanedanı soyundan geldiğini, görev yaptığı caminin tarihi eser olduğunu, camiyi gezmek istediğini söyleyerek katılandan yardım istediği, katılanın da … isimli şahsı camide gezdirdiği, 19.3.2008 tarihinde sanık … ile katılanın buluşarak kahvaltı yapmak için lokantaya gittikleri, bir süre sonra aynı yere … isimli şahsın gelerek katılana selam verdiği, daha önceden tanıştıkları için katılanın …’i masasına davet ederek sanık … ile tanıştırdığı, sanık …’in kuyumcu olduğunu öğrenen …’in katılana Hindistan’da zengin bir aileden çocuklarını iyileştirdiği için elmas aldığını, bu elmasları sanık …’e göstermek istediğini söylediği, sanık …’in de elmasları kontrol etmeyi kabul ettiği, bilahare …’in lokantadan ayrılarak bir müddet sonra bir takım taşlarla geri döndüğü, sanık …’in de taşları inceleyerek 7,7 değerinde olduğunu ve 15000 Euro’ya alabileceğini söylediği, …’in kabul etmesi üzerine bankadan 15000 Euro parayı çekerek suça konu taşları satın aldığı, daha sonra sanık …, katılan ve …’in birlikte araçla giderlerken sanık …’in …’e hitaben Almanya’da elmas ticaretinin yahudilerin elinde olduğunu, Türklere satmadıklarını, bu nedenle para kazanamadığını söylediği, bunun üzerine …’in sinirlenerek yahudi olmadığını, elmasları satmaktan vazgeçtiğini belirterek aldığı parayı geri verip taşları sanık …’ten geri aldığı, sanık …’in tüm ısrarlarına rağmen …’in elmasları satmadığı, bunun üzerine sanık …’in katılana “ bari taşları sen al, o gidince bana iade et, sana da 1000 Euro veririm” dediği, katılanın da bir arkadaşından 15000 Euro temin ederek …’in yanına geldiği, sanık …’in 50 metre kadar geride beklediği sırada da 15000 Euro’yu vererek sanık … için taşları …’ten satın aldığı, ancak geri geldiğinde sanık …’i göremediği, … isimli şahsında oradan bir taksiyle kaçtığı, daha sonra yapılan incelemede katılanda bulunan ve … isimli şahıs tarafından verilen taşların elmas olmadığının anlaşıldığı, bu şekilde sanık …’in üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediğinin
iddia edildiği olayda, sanık savunması, katılan ifadesi, teşhis tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ve sanık müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 11.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.