YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4581
KARAR NO : 2013/17109
KARAR TARİHİ : 11.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurumu zararına dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
İlaç mümessili olarak görev yapan ve aynı suç nedeniyle yargılanıp hakkında beraat kararı verilen …’nın, çalıştığı ilaç firmasının koyduğu ilaç kotasını doldurabilmek amacıyla yakınlarına ve tanıdığı bir kısım sigortalılara Karaman Devlet Hastanesi’nden ilaç raporu çıkartarak, gerçekte kullanılanın çok üzerinde Efexor isimli ilacı reçete ettirdiği ve bu reçeteyle, sanıkların sahibi, mesul müdürü ve çalışanı oldukları … Eczanesi’nden Efexor isimli ilacı aldığı, bu ilaçların bir kısmını hastalara ulaştırmayarak SGK Başkanlığının zararına kendisine haksız bir menfaat temin ettiği, sanıkların da bu kişinin suçuna iştirak ederek nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda, tanık beyanlarına göre, hastaların bir kısmının kendiliğinden, bir kısmının da sanık aracılığıyla ilgili hastaneye başvurarak ilaç için rapor alıp ilacı reçete ettirdikleri ve hepsinin de söz konusu ilaçları kullandıklarının belirlendiği, … Eczanesi çalışanları olan sanıkların ilaçları ilgili sağlık karneleri ve sağlık raporları ile birlikte yasal prosedüre uygun biçimde …’ya verdikleri, suçuna iştirak ettiği iddia edilen … isimli kişinin, kendisine yüklenen bu suçtan dolayı beraat ettiği, zaten, ilaçların bizzat reçete sahiplerine tesliminin şart olmadığı, ortada gerçekte hasta olan ve bu hastalığa uygun ilaç almak isteyen kişilerin bulunduğu, bu ilaçların alınmasına sanığın aracılık etmesi eyleminde dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmayacağı, ilaç kim tarafından alınırsa alınsın, ilgili kurum tarafından eczanelere ödeme yapılmasının gerekmesi nedeniyle, sonuç olarak herhangi bir zararın oluşmayacağı, ilaçların, eczanede çalışanlar tarafından hasta sahibi veya yakını dışında başka bir kişiye teslim edilmesinin, Türkiye Eczaneler Birliği ve eczaneler ile SGK arasında idari ve hukuki mahiyette bir konu olduğu anlaşılmakla, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 11/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.