Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/4592 E. 2014/21055 K. 11.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4592
KARAR NO : 2014/21055
KARAR TARİHİ : 11.12.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, katılanın işletmiş olduğu büfeye giderek alışveriş yaptığı, bu esnada kendisini … olarak tanıtarak Büyükşehir Belediyesi İmar Müdürlüğün’de çalıştığını söylediği, akabinde katılana, belediyeye personel alınacağını, yarın son gün olduğunu, çalışmak isteyen tanıdığı varsa yardımcı olabileceğini söylediği, katılanın da kendisinin çalışmak istediğini belirtmesi üzerine, birtakım belgeleri hazırlayarak ertesi günü yanına gelmesini söylediği, katılanın da sanığın söylemiş olduğu belgeleri hazırlayarak arkadaşı olan tanık … ile birlikte sanıkla buluşmak amacıyla belediyeye gittiği, burada sanığın katılanı karşılayarak elinde bulunan belgeleri aldığı, daha sonra katılan ile tanık …’a merdivenlerin başında beklemelerini söyleyerek bir yere gittiği, akabinde bir müddet sonra tekrar geri gelerek katılana, işinin tamam olduğunu, pazartesi günü gelip başlayacağını, ancak başvuru için 270 TL vermesi gerektiğini beyan ettiği, katılanın da sanığa inanarak söz konusu parayı verdiği, akabinde sanığın, katılana iş arkadaşları ile kutlama yapacağını, bunun için kendisinden mal alacağını, bunların bedelini arkadaşlarından toplayıp, sonra vereceğini söyleyerek 2634 TL tutarında içki, sigara, çerez siparişi verdiği, katılanın da söz konusu malları sanığa teslim ettiği, ancak katılanın daha sonra sanığı aradığında ulaşamadığı, bilahare yaptığı araştırma sonucunda sanığın belediyede çalışmadığını ve adının da…olmadığını öğrenerek dolandırıldığını anladığının iddia edildiği olayda; sanık savunması, katılan ile tanık ifadesi, fatura içeriği ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “120 gün”, ”60 gün”, “50 gün“ ve “1000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “5 gün“, “2 gün”, “1 gün“ ve “20 TL“ adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.12.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.