YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4610
KARAR NO : 2014/20670
KARAR TARİHİ : 08.12.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, tehdit, hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- Sanık hakkında tehdit ve hakaret suçlarından verilen hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dahil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaret den bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı yada benzer olması aranmalıdır. Fail sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte yada daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte, failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Sanığın evli olduğunun katılan tarafından anlaşılması üzerine sanığı arayarak kendisini şikayet edeceğini söylediğinde sanığın katılan hitaben ” nereye başvurursan başvur senin yedi ceddini sinkaf ederim, bu işe karışanı da yaşatmam, paşalar gibi gider cezaevinde yatarım, devlet beni, sen benim canımı yaktın, ben de senin canını yakacağım” demek suretiyle katılanı tehdit edip hakarette bulunduğu olayda, hakaret ve tehdit suçlarının oluştuğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, oybirliği ile,
2- Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan verilen hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın kendisini bekar olarak tanıtıp katılanla tanıştıktan sonra onu evlenmeleri hususunda ikna ettiği, arkadaşlarının şahitliğinde kendi aralarında nişan yüzüğü takmak suretiyle nişanlandıkları, sonrasında işleri nedeniyle paraya ihtiyacı olduğunu söyleyerek katılanı kandırarak değişik bankalardan kredi çektirdiği, kredi taksitlerinin ödenmemesi üzerine katılan hakkında icra takipleri yapıldığı, katılanın daha sonra sanığın evli olduğunu öğrendiği iddia edilen olayda;
Katılanın arkadaşı olan tanık Kemal’in sanığın önceden evli olduğunu ve bu evlilikten bir çocuğu olduğunu gerek kendisi gerekse katılanın bildiğini beyan etmesi, katılanın sanıkla arkadaşlık ettiği dönemde paraya ihtiyacı olduğunu söylemesi üzerine bankadan gidip kredi çektiğini beyan etmesi karşısında, sanığın kredi çekilmesi hususunda hileli bir eyleminin bulunmadığı, aralarındaki ilişkinin hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu gözetilmeden, dolandırıcılık suçunun unsurları oluşmadığından sanığın beraatı yerine, yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08/12/2014 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Evli olan ve eşi ile birlikte yaşamaya devam eden sanığın, bekar olduğunu söyleyerek katılan ile gönül ilişkisi içerisine girdiği, evlenme amacında olan katılan ile ilişkisini sürdürebilmek ve ailesinin itirazını engellemek maksadıyla göstermelik bir nişan yaptığı, bu hususun sanık savunmasında açıkça görüldüğü, sanık ile evleneceğine inanan katılanın gelecekteki müşterek işlerine yatırım yaptığı düşüncesiyle ve sanığın istemesi üzerine kredi çekip verdiği, kredi kartlarını da sanığa kullandırdığı olayda sanığa atılı suç sübuta ermiş olduğundan, dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet kararının onanması gerektiğini düşünmekteyim.
Bu nedenle, “sanığın hileli eyleminin bulunmadığı; aralarındaki ilişkinin ise hukuki ihtilaf niteliğinde bulunduğu” gerekçesine dayanan bozma kararına katılmıyorum.