Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/4662 E. 2014/20609 K. 08.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4662
KARAR NO : 2014/20609
KARAR TARİHİ : 08.12.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda ; …ilçesine gelerek mağdurlara ait işyerlerine peş peşe giden sanık …’ın, kendisini … Lisesi’nde coğrafya öğretmeni “…” olarak tanıtarak mağdurlar …, … ve …’e ait işyerinden ütü satın almak istediği, cebinden cüzdanını çıkardığı ancak kredi kartını arabada, okulda unuttuğunu daha sonra getirebileceğini söylediği, kendisine inanan ve öğretmen olması nedeniyle borcunu ödeyeceğini düşünen mağdurların ütüleri sanığa teslim ettikleri, sanığın mağdur …’e ait işyerinde 300 TL’lik senet imzaladığı ancak senet üzerine “…” ismini yazdığı, sanığın aynı şekilde mağdur …’e ait konfeksiyon dükkanından da kaban satın aldığı, sözleşmeye yine “…” ismini yazdığı, cüzdanını okulda unuttuğunu, alıp geleceğini söyleyerek kabanla birlikte dışarı çıktığı, bir süre sanığı bekleyen mağdurlardan …’in… Lise’ni aradığı ve “…” isminde bir öğretmenin olmadığını öğrenmesi üzerine diğer mağdurlara da haber verdiği ve sanığı ilçede aramaya başladıkları, …Caddesinde sanığı görüp polis marifetiyle yakalattıkları anlaşıldığından mağdur sayısınca ayrı ayrı dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak ;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarih ve 2007/10-108 E.,2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 10 gün olarak tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “10 GÜN” ve “200,00 TL” terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 GÜN” “100 TL” ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.