YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4709
KARAR NO : 2014/20709
KARAR TARİHİ : 09.12.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Katılan vekilinin, sanık hakkındaki hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia olunan sanığa. yüklenen suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen şikayetçi kurumun kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı ve usulsüz verilmesinden dolayı hukuken geçersiz olan katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceğinden mevcut temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesİ uyarınca REDDİNE,
2-Sanığın hakkındaki hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler,internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda; şikayetçinin Fortis Bank …Şubesine tahsil için ibraz ettiği 13/01/2007 keşide tarihli 9.650 TL tutarlı Finans Bank … şubesine ait çekin üzerindeki yazıları silinerek oynama yapıldığı, Finans Bank … isimli bir şubenin bulunmadığı ve çekin sahte olduğu tespit edildiği, şikayetçi … iki ay kadar önce söz konusu çeki sanığın kendisine verdiğini belirttiği, sanık …’ün çeki açık kimlik ve adreslerini bilmediği … ve … isimli kişilerden aldığını, mağdur olan …’a aldığı malların borcuna karşılık verdiğini beyan etmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti için,
a-Resmi belgede sahtecilik suçu açısından, kriminal raporunda çekteki yazı ve imzaların sanık eli ürünü olduğuna dair bulgu bulunmadığı ile çekin gerçek olduğunun tespit edildiği dikkate alınarak keşidecisi olan … Tic. Ltd. Şti yetkilisi dinlenmek suretiyle çekin ellerinden ne şekilde çıktığının tespit edilmesi, ilk ciranta … ile sanığın temyiz dilekçesi ekinde çeki aldığını beyan ettiği …’un kimlik bilgilerini ibraz ettiği anlaşılmakla bu kişinin olaya ilişkin dinlenmek suretiyle çekte ikinci ciranta olarak gözüken …’nin kimlik ve adres bilgilerinin tespit edilmesi sonucu tanık olarak ifadesine başvurulup, çekteki imzaların kendilerine ait olup olmadığı hususunun ve çekin ne şekilde eline geçtiğinin sorulması, keşideci ve tanıkların yazı ve imza örnekleri alınarak, çekteki yazı ve imzaların bu kişiye ait olup olmadığının belirlenmesi için çek üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeyerek, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
b-Dolandırıcılık suçunda, sanığın borcuna karşılık çeki şikayetçiye verdiğini beyan etmesi nedeniyle önceden doğmuş bir zarar veya doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde zarar veya borç, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı, suça konu çekin şikayetçiye önceden doğan borç nedeni ile sonradan düzenlenerek verildiği tarafların beyanları sonucu anlaşılması nedeniyle sanığın unsurları oluşmayan suçtan beraatı yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.