YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4726
KARAR NO : 2014/20890
KARAR TARİHİ : 10.12.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın uzun süredir devlet memuru olmak için iş aradığını bilen ve arkadaşı olan sanık …’ın, katılana bir tanıdığı olduğunu ve devlet dairesinde iş bulabileceğini söyleyerek katılanı sanık … ile tanıştırdığı, sanık …’nın katılandan 20 adet fotoğraf, ikametgah belgesi, bilgisayar diploması, açık hesap numarası ile ayrıca masraf olarak 530 TL para istediği, katılana sürekli olarak “işin olacak, işin hayırlı olsun” diyerek güven telkin ettiği, katılanın istenen evrakları ve 530 TL parayı sanık …’ya verdiği, bir süre sonra katılan ve sanık …’nın … ilçesinde buluştukları, sanığın katılana bir takım evraklar göstererek kendisinden 1.200 TL para daha istediği, katılanın üzerinde para olmaması nedeniyle katılan ve her iki sanığın katılanın dayısı olan tanık …’dan 1.200 TL parayı aldıkları, paranın 1.000 TL’sini sanık …’ın, 200 TL’sini de sanık …’nın aldığı, sanık …’ın 2007 yılı sonu ve 2008 yılının ilk ayında katılandan tekrar ilk olarak 500 TL, daha sonra 1.150 TL ve en son olarak da 1.200 TL para istemesi üzerine katılanın tanık …’den temin ettiği paraları sanık …’ya verdiği, bu suretle sanıkların dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda; sanık, tanık ve katılan beyanları ile tüm dosya kapsamına göre eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık …’nın katılandan değişik bahanelerle farklı tarihlerde para alması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesi gereğince zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanıklara fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkralarından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “300 gün”, “250” ve “5.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.