YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4743
KARAR NO : 2014/16956
KARAR TARİHİ : 22.10.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler,internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanık …’nın, … Isı ve San. Tic. Ltd. Şirketinin müdürü ve temsile yetkisili olduğu, katılan …’ün, yetkisili olduğu … Isı İnş. Ltd. Şirketi ile her iki tarafın beyanına göre zaman zaman ticari ilişkileri olduğu, … Şirketinin çeklerinden bir kısmının çalındığı ve hesap sahibi … Isı İnş. Ltd. Şirketi yetkilisi katılan … tarafından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na bu konuda suç duyurusunda bulunulduğu, gene 11.000 TL değerinde, keşidecisi … Isı, lehtarı sanığın temsilci olduğu … Isı, birinci ciranta … Isı, 2. ciranta … Isı, 3. ciranta … olan çekin de çalındığının ve keşide imzasının kendisine ait olmadığı katılan … tarafından iddia edildiği, çalındığı iddia edilen çekte temsil ettiği şirket lehtar olan ve birinci ciranta olan sanığın, bu şekide hesap sahibinin çalıntı olan çekini bilerek diğer katılan cirantalara aldığı menfaat karşılığında vermek suretiyle atılı suçları işlediği iddia edilen somut olayda; sanığın, hem keşideci şirket ile hem de kendinden sonra ki şirket ile ticari ilişkileri olduğunu beyan ettiği ve buna ilişkin belgelerini sunduğu, sanığın şirketi ile keşideci şirket arasında ve ikinci ciranta olan şirket arasında ticari ilişkiler mevcut olduğunun, adı geçen şirket yetkilileri tarafından da doğrulandığı, sanığın suça konu çekin cari hesaptan kaynaklanan hukuki ihtilafi nedeni ile ödenmediğini savunduğu ve suçtan … borcu tüm aşamalarında kabul edip bu güne kadar imza inkarında bulunmadığı, onunla aynı konumdaki malları üzerinde haciz işlemi yapılan keşideci katılan şirketin çekin çalındığını iddia etmesine rağmen çelişkili şekilde icra dosyasında böyle bir iddiada ve imza inkarında bulunmadığı, bu nedenle sanığın üzerine atılı bulunan suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak somut, yeterli ve inandırıcı deliller elde edilemediği gerelçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin ve Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 22.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.