Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/4814 E. 2014/20828 K. 10.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4814
KARAR NO : 2014/20828
KARAR TARİHİ : 10.12.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla işlenmesi nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa dolandırıcılıktan değil, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu’nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Somut olayda; sanık …’in yetkilisi olduğu … Tic. Ltd. Şti ile şikayetçi …’ nun yetkilisi olduğu … Tic. San. Ltd. Şti. Arasında ticari ilişki bulunduğu ve şikayetçi ile sanığın birbirlerini tanıdığı, ekonomik durumu bozulan sanığın yetkilisi olduğu şirket adına bankadan kredi alırken, şikayetçiden habersiz olarak borçlusu şikayetçinin yetkilisi olduğu… Tic. San. Ltd. Şti., alacaklısı sanığın yetkilisi olduğu … Tic. Ltd. Şti olan 04/12/2007 tanzim tarihli 24/02/2008 vadeli 6.842 TL bedelli, yine aynı tanzim tarihli 24/03/2008 vadeli 6.800 TL bedelli senetleri kendisi tanzim ederek borçlu şirket temsilcisi şikayetçi yerine başkasına imzalatıp bu iki senedin arkasına şirket kaşesini basarak cirolamak suretiyle bankaya teminat olarak verip kredi kullandığı, bu senetlerden 6.800 TL bedelli senedi ödediği ancak; 6842 TL bedelli senedi ödememesi üzerine şikayetçiye bankaca protesto gönderilince şikayetçinin durumu öğrenip sanık hakkında şikayetçi olduğu, 19/02/2009 tarihli bilirkişi raporuna göre; suça konu iki senet üzerinde borçlu imzalarının aidiyetinin tespit edilemediği, ancak senetler üzerindeki yazı ve rakamlar ile senet arkasındaki 1. ciranta imzasının sanığın eli ürünü olduğunun ve senetlerin aldatma yeteneklerinin olduğunun belirlendiği, sanığın bu şekilde nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde 5237 sayılı TCK’nın 158/1-j-son maddesi gereğince adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52.maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirleneceği gözetilmeksizin yazılı şekilde uygulama yapılarak eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin, ONANMASINA, 10.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.