YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4862
KARAR NO : 2014/20805
KARAR TARİHİ : 09.12.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda; sanığın, katılan ile yaptığı alışveriş karşılığında, Akbank … şubesine ait, 25/06/2008 keşide tarihli, 5.500 TL bedelli ve Halkbank … şubesine ait 02/07/2008 keşide tarihli, 6.000 TL bedelli çalıntı çekleri verdiği, katılanın çekleri bankaya ibrazında çeklerin çalıntı olup haklarında ödemeden men talimatı bulunduğunu öğrendiği anlaşılmakla; sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenen “Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” ve aynı kanunun 204/1. maddesinde yer alan “Resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş; sanığın savunmasında çekleri aldığını beyan ettiği arkadaşı …’nın açık kimlik ve adres bilgilerini belirtmediği gibi, çeklerde … adına yapılmış ciro da bulunmaması, suça konu çekler üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 23/05/2010 tarihli bilirkişi raporuna göre, suça konu her iki adet çekin ön ve arka yüzündeki yazılar ve imzaların ayrı ayrı sanık … elinden çıkmış olmasının mümkün ve muhtemel olduğunun belirtilmiş olması, bilirkişi raporuna esas incelemenin sanık …’nın samimi yazı ve imzalarını içeren İskilip Nüfus Müdürlüğü’ne ait nüfus cüzdan talep belgesi üzerinden yapılmış olması ve her iki çekin de hamiline keşide edilip, birinci ciranta imzalarının sanığa ait olması karşısında, tebliğnamenin (1). fıkrasının (A) ve (C) bentlerindeki bozma düşüncesine; dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde tayin olunan adli para cezasının haksız menfaat miktarının iki katına göre belirlenmiş olması ve sanık hakkında hükmolunan cezanın ertelenmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair karar verilirken, sanığın ileride suç işlemekten çekineceği hususunda kanıya ulaşılamadığı şeklindeki gerekçenin yasal ve yeterli olması karşısında tebliğnamenin (2). ve (3). fıkralarındaki bozma düşüncelerine iştirak edilmemiştir.
1- Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık mnüdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın 21/10/2010 tarihli oturumdaki savunmasında, katılana olan borcunu ödediğini beyan etmesi ve sanık müdafiinin, katılana 2.000 TL ödeme yapıldığına ilişkin 24/07/2009 tarihli PTT ödeme belgesi fotokopisini ibraz etmesi karşısında; katılanın duruşmaya çağrılarak sanık tarafından zararın tamamen veya kısmen giderilip giderilmediği, kısmi ödeme varsa; 5237 sayılı TCK’nın 168/4. maddesi kapsamında, bu kısmi ödemeye rızası olup olmadığının sorularak, sonucuna göre nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09/12/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.