Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/4943 E. 2014/21046 K. 11.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4943
KARAR NO : 2014/21046
KARAR TARİHİ : 11.12.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılan vekilinin temyiz talebinin beraat eden sanıklara yönelik olduğu, sanıklar müdafiilerinin ise kurulan mahkûmiyet hükümlerini temyiz ettikleri tespit edilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanıklardan …’ın SSK Sakarya Sigorta İl Müdürlüğü’nde aşçı kadrosu ile çalışırken kuruma açıktan atamasının yapılması sırasında ibraz ettiği bonservisin gerçeği yansıtmadığı, zira sanığın iş başvurusu yaptığı sırada ibraz ettiği belgeye göre …de faaliyet gösteren …Ocakbaşı lokantası’nda 11.10.2000 ile 27.01.2004 tarihleri arasında çalışmış olması gerekirken yine iş başvurusu sırasında ibraz ettiği formda daha önce herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna üye olmadığını bildirdiği, bahsi geçen işyerinin ölen sahibi …’ın kardeşi olan …’ın aşamalardaki beyanında sanığın kardeşinin işyerinde hiç çalışmadığını söylediği ve SSK Teftiş Kurulunun raporuna göre mahallinde yapılan araştırmada da sanığın ismi geçen lokantada çalışmadığının tespit edildiği, buna karşın sanığın iş başvurusu için ölen …tarafından bonservis düzenlendiği, sanık …’ın Ergani Esnaf ve Sanatkarlar Odasın’dan 30.01.2006 tarihli 11.01.20006 tarihinde ölen …’ın yanında çalıştığına dair içeriği gerçeğe aykırı olan belgeyi aldığı, bu belgeyi sanıklardan … ve …’ın imzaladıkları, sanığın ertesi gün aynı yerden bu kez de sanki ölen … başvurmuş gibi halen odanın üyesi olduğu ve faaliyetine devam ettiğine dair yazıyı temin ettiği, bu yazıyı da … ve …’ın imzaladıkları, halbuki; Ergani Esnaf ve Sanatkarlar Odasının üyesi olmayan sanık … hakkında bu belgeleri düzenleyemeyeceği, buna rağmen sanık …’ın bu evraklar ile işe başvurduğu SSK Sakarya Sigorta İl Müdürlüğüne ibraz edip haksız yere işe girerek alınan bilirkişi raporuna göre kamuyu 14.533,71 TL’lik zarara uğrattığının iddia edildiği somut olayda;
1- Sanıklar … ve … hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçundan, sanıklar … ve … hakkında ise nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükümleri ile sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken adli para cezasının elde edilen haksız menfaatin iki katı gözetilerek 1545 gün olarak tayin edilip, daha sonra arttırıp ve indirim sebepleri uygulandıktan sonra 30.280,00 TL olarak belirlenmesi gerekirken 24.222,00 TL’ye hükmedilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ile sanık … müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanıklar … ve … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5362 sayılı Kanunun 59. maddesine göre “Esnaf ve sanatkarlar meslek kuruluşlarının yetkili organlarının üyeleri ve genel sekreterleri ile personelin görevlerini yerine getirirken görevleriyle ilgili suç teşkil eden fiil ve hareketlerinden ve özellikle bu kuruluşların paraları ile para hükmündeki evrak, senet ve diğer malları aleyhine, bilanço, kesin hesap, rapor, diğer her çeşit evrak ve defterleri üzerinde suç işledikleri takdirde, bu suçlardan dolayı, adli olarak kamu görevlileri gibi ceza görürler.” hükmü uyarınca sanıkların suç tarihinde Ergani Esnaf ve Sanatkarlar Odası adına belge imzalamaya yetkili olup olmadıklarının araştırılması, kendilerine böyle bir yetki verilmiş ise eylemleri nedeni ile TCK’nın 204/2. maddesi gereğince cezalandırılmaları gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince ceza miktarı bakımından sanıkların kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 11.12.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.