Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/5015 E. 2014/20571 K. 08.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5015
KARAR NO : 2014/20571
KARAR TARİHİ : 08.12.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yargılama aşamasında bilinen son adresine usulüne uygun bir tebligatın yapılmamış olması karşısında; sanığın, hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik 10.05.2012 tarihinde yaptığı temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek, tamamen sahte oluşturulduğu tüm dosya kapsamı ile sabit olan,… Limited Şirketi’ne ait ve Yapı Kredi Bankası…Şubesi nezdinde bulunan çek hesabından düzenlendiği görünen, keşide tarihi, keşide yeri ve keşideci imzasını içermeyen, 280 TL bedelli çeki, araçlarına doldurdukları 130 TL bedelindeki akaryakıtın karşılığı olarak katılanın sahibi olduğu benzin istasyonunda pompacı olarak görev yapan tanık …’a vererek haksız menfaat temin etmek suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1- Sanıklar haklarında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin, resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen bütün unsurlarını taşıması gerekli olup, somut olayda kullanılan çekte, 6762 sayılı TTK’nın 692. maddesi gereğince bulunması zorunlu olan keşide yeri, keşide tarihi ve keşideci imzasının yer almadığı, bu nedenle unsurları bulunmayan suça konu çekin özel belge niteliğinde olduğu sabit ise de; Grafoloji ve Sahtecilik uzmanlarından oluşan üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda; yargılama konusu olan çekin aldatma kabiliyetini haiz olmadığının tespit edildiği, bu şekilde sahtecilik suçunun kurucu unsuru olan başkalarını aldatma kabiliyetinin somut olayda gereçekleşmediğinden atılı suçun unsurlarının oluşmadığının anlaşılması karşısında; tebliğnamedeki özel belgede sahtecilik suçunun oluştuğuna dair düşünce benimsenmemiş ve mahkemenin sanıkların beraatine yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükmü ile sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
a- Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; sanık …’in tüm aşamalarda verdiği ifadelerinde; söz konusu akaryakıtı aldığı sırada sanık …’ün de yanında olduğunu, söz konusu çekin de … tarafından kendisine verildiğini beyan ettiği, akaryakıt istasyonunda görevli olan ve olay sırasında orada bulunan tanık …’in yargılama aşamasında verdiği yeminli ifadesinde; sanık …’ün olay sırasında diğer sanık …’in yanında bulunduğunu ve birlikte hareket ettiklerini, çekin arkasına da farklı bir isim yazdığını belirttikten sonra sanık …’ü duruşmada kesin olarak teşhis ettiğinin anlaşılması karşısında; sanık …’ün, bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin, TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi uyarınca nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu ve sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden delillerin takdir ve değerlendirilmesinden yanılgıya düşülerek yazılı şekilde beraat kararının verilmesi,
b-Kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanununda öngörülen bütün unsurlarını taşıması gerekli olup Yargıtay İBK’nın 14.12.1992 tarih ve 1/5 sayılı kararında da açıklandığı üzere 6762 sayılı TTK’nın 692/5.maddesi gereğince çeklerde bulunması zorunlu olan keşide yerinin bulunmaması nedeniyle yargılama konusu çekin özel belge niteliğinde bulunduğu kabul edilse de bankanın maddi varlığı durumunda olan çekin kullanıldığının anlaşılması karşısında; sanık …’in eyleminin TCK’nun 158. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi uyarınca nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülmek suretiyle eylemin basit dolandırıcılık olarak nitelendirilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısı ile sanık …’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.