Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/5019 E. 2014/20596 K. 08.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5019
KARAR NO : 2014/20596
KARAR TARİHİ : 08.12.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, muhtelif yerlerde bulunan halk kütüphanelerine göndereceği kitapların ücret karşılığında nakil işini yapması amacıyla, 01.06.2007 tarihli taşıma sözleşmesi ile … Anonim Şirketi ile anlaştığı, hazırlanan kitap kolilerinin adı belirtilen taşıma firmasına istenilen yerlere gönderilmek üzere teslim edildiği, adı geçen taşıma firması tarafından teslim alınan kolilerin halk kütüphanelerine gönderildiği; ancak bazı yerlerde bulunan halk kütüphanelerinin kapanmış olması nedeniyle, buralara gönderilen kitap kolilerinin sanığın müdürlüğünü yaptığı … Şubesi’ne geri geldiği, sanığın, geri gelen kitap kolilerini, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü’ne iade etmesi gerekirken, bilgisayar kayıtlarında adı geçen kuruma teslim etmiş gibi göstermesine rağmen önce başkalarına satmak istediği, kitapların kimse tarafından satın alınmaması üzerine de söz konusu kitapları çöpe attığının iddia edildiği olayda;
1-Sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen beraat hükmüne yönelik yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Oluşa, sanığın savunmalarına, 01.06.2007 tarihli taşıma sözleşmesi içeriğine ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, üzerine atılı olan özel belgede sahtecilik suçunu işlediğine dair somut, inandırıcı ve kesin delillerin elde edilemediğinin anlaşılması karşısında; sanığın beraatine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, Cumhuriyet savcısı, katılan vekili ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Sanığın,bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, Cumhuriyet savcısı, katılan vekili ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısı, katılan vekili ve sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan “5237 sayılı TCK’nın 155/2, 62/1 ve 52/2 maddeleri gereğince sonuç olarak verilen 250 gün adli para cezası karşılığı aynı kanunun 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den olmak üzere 5000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ifadelerinin yerine “5237 sayılı TCK’nın 155/2. maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı kanunun 62/1 maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 4 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanunun 52/2 maddeleri gereğince verilen 4 gün adli para cezası karşılığı günlüğü 20 TL’den olmak üzere sonuç olarak 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ifadelerinin yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.